5/17/2017

Zaman nasıl da hızla akıp gidiyor değil mi? Teoman' ın Paramparça şarkısında söylediği gibi. '' Nasıl oluyor, vakit bir türlü geçmezken yıllar hayatlar geçiyor ''. Bir bakmışız elimizde sadece keşkeler kalmış.
Yapacaklarımızı, hayallerimizi planlamaktan ve anlatmaktan bir türlü icraat aşamasına geçemiyoruz. Uygun zamanı kolluyoruz. Koşulların oluşmasını bekliyoruz. O ilk adımı bir türlü atamıyoruz. Bu arada anlatmaya devam ediyoruz. Fransız filozof ve yazar Jean Jacques Rousseau' nun sözünü haklı çıkartıyoruz. ''Yapabilenler yapar, yapamayanlar nasıl yapılacağını anlatır''. İlk adımı atamadığımız için bahaneler bulmaya başlıyoruz. Üşeniyoruz, erteliyoruz, vazgeçiyoruz. Ama ne demişler; Üşenme, Erteleme, Vazgeçme. Spora başlamak istiyorsak neden başlangıç olarak ileri bir tarihi seçiyoruz. Hemen ayağa kalkarak uygulamaya geçebiliriz mesela. Yorgun olduğumuzu, birazdan başlayacak diziyi  ya da maçı bahane etmeden kalkıp ilk adımı atabiliriz. Yurt dışına tatile gitmek mi istiyoruz? Süresi dolmuş pasaportumuzu yenileyerek ilk adımı atabiliriz. Bütçemiz yok, tatil zamanı belli değil gibi bahaneler geride kalır ve tatile odaklanabiliriz. Güzel hayallerimiz, şahane planlarımız olabilir. Ama bunları gerçekleştirmek için hareket etmediğimiz sürece hiç biri gerçekleşmeyecek. İstemediğimiz hayatları yaşayan insanlara dönüşeceğiz böylece. Sonra da keşke diyeceğiz.
Platon bir gün, ülkenin en büyük bilgesinin yanına gider. Bilge onu karşılar ve oturup sohbet etmeye başlarlar. Platon bilgeye döner ve sen bu ülkenin en bilge kişisisin. Sen hayata dair her şeyi bilirsin. Bana öyle bir anahtar ver ki bütün kapıları açmamı sağlasın. Bilge Platon' a döner ve ama bu yükü taşıyabileceğinden emin misin diye sorar. Evet der Platon lütfen bana bu sırrı ver. Bunu bilmek sana çok büyük bir sorumluluk yükleyecek der bilge. Eğer bu sırrı bildikten sonra uygulayamazsan, o zaman sır seni yavaş yavaş ölüme götürecek. Eğer kullanmazsan sır senin başına bela olacak. Bunun için hazır mısın? Evet der Platon, bu sırrı taşımaya hazırım. O halde yaklaş yanıma, sana dünyanın en büyük sırrını veriyorum der ve sırrı açıklar bilge. Platon şaşkındı. Ama bu çok basit der. Bilge, o sözünü bitirmeden sırrı haykırdı yüksek sesle: '' YAP ''. Soru yok, yorum yok, endişe yok. Yalnızca yap diye haykırdı. Sana dünyanın kapılarını açacak olan sır budur işte. Eğer muhteşem bir yaşam istiyorsan git ve yap.

5/08/2017

Yap İşlet Devret modeli, özellikle 1980 yılından sonra devreye giren bir yatırım modelidir. Buna göre, alt yapı yatırımını özel sektör üstleniyor. Yatırım tamamlanınca özel sektör bir süre projeyi işletiyor ve süre bitiminde devlete çalışır şekilde devrediyor.
Bu süre içerisinde devlet üretilen mal ve hizmeti belli bir fiyattan almayı garanti ediyor. Yap İşlet Devret modelinin devlet açısından avantajı, devletin bütçe açığının ve kamu borç stokunun artmasını engellemesi. Yap İşlet Devret modelinin özel sektör için avantajı, beklenen gelire ulaşılamazsa aradaki farkı devletin karşılaması. Ayrıca devlet özel sektörün alacağı krediye garanti veriyor. Yani özel sektör bulduğu krediyi ödeyemezse devlet kefil olarak ödüyor. Bu da kredinin bulunmasını kolaylaştırıyor. Yap İşlet Devret modeli yatırımlarda yapılacak hesapların ve belirlenen hedeflerin doğru olması çok önemli. Gerçekleşmesi çok zor olan taahhütlerin verilmesi sonucunda, alınan hizmetin bedelinin hazine tarafından ödenmesi riski ortaya çıkıyor. Bu da yatırımların bu hizmetleri kullanmayacak olanlar tarafından ödenmesi anlamına geliyor. Son yıllarda öne çıkan Yap İşlet Devret modeli yatırımlar şöyle:
Osmangazi Köprüsü
1 milyar dolar civarında bir yatırım maliyeti var. 22 yıl boyunca araç geçiş garantisi verildi. Günlük 40 bin araç geçiş garantisi verilen köprüden, günlük ortalama 12 bin civarı araç geçiyor. 35 $ + KDV olarak belirlenen fiyatlar önce 89 TL' ye daha sonra da 65 TL' ye düşürüldü. Aynı hatta feribot taşımacılığı yapan İDO da fiyatlarında % 26 indirim yaptı. İDO 861 milyon $ bedelle Tepe- Akfen- Sera Ortak Giriş Grubuna özelleştirme sonucu verilmişti. Bu grup fiyat konusunu tahkime götürme kararı aldı. Çünkü onlara köprü geçiş ücretinin 42 $ olacağı söylenmiş ve şu an fiyatlar 16 $. Yani devletin iki yatırımı biri birine rakip olmuş durumda. 
Yavuz Sultan Selim Köprüsü
Köprü, otoyollarıyla beraber 3 milyar dolara mal oldu. Günlük 135 bin araç geçiş garantisi verildi. Ancak günlük 25 bin araç geçiş yapıyor. Garanti süresi 10 yıl 2 ay 20 gün. Projenin maliyeti 8,5 milyar TL. Geçiş ücreti otomobil için, 3 $ + KDV. 1 Ocak tarihindeki dolar kurundan hesaplanıp 1 yıl boyunca geçerli oluyor. Bu köprünün kullanımını arttırmak için ağır tonajlı araçların ikinci köprüyü kullanması yasaklandı. 
Avrasya Tüneli
1 milyar 245 milyon dolara mal oldu. İşletme süresi 24 yıl 5 ay. Geçiş ücreti, binek araçlarda 4 $+ KDV, minibüslerde 6 $ + KDV. Tünel geçiş ücretleri her yıl ABD Tüketici Fiyat Endeksine uygun olarak artacak. Günlük araç geçiş garantisi 68.500. Ortalama geçen araç sayısı 30 bin.
Zafer Bölgesel Havalimanı
Kütahya- Afyon- Uşak illerinin ortak kullanımı için yapılan Zafer Havalimanı, yapıldığı tarihte Türkiye' nin 4. büyük havalimanı olmuştur. 155 milyon TL' ye mal olan havalimanı, 2044 yılına kadar yatırımcı firma tarafından işletilecektir. Yılda 850 bin yolcu garantisine rağmen, gerçekleşme oranı % 4 oldu. Arada kalan fark hazine tarafından ödeniyor.
Daha sırada 22 milyar € yatırım yapılacak olan 3. havalimanı ve 20 milyar $ yatırım yapılması planlanan Kanal İstanbul projeleri var. Yapılan projeler elbette güzel. Ama, Dubai gibi dünyanın en büyük ve en görkemli projelerini yapmak istediğinizde bunlar da haliyle dünyanın en pahalı projeleri oluyor. Bu rakamları karşılayabilmek için geçiş ücretleri yüksek oluyor. Ücretler yüksek olunca kullanım az oluyor. Zaman içerisinde kullanım oranları artacak olsa bile taahhüt edilen rakamlara ulaşılıncaya kadar devletin bir kaybı ortaya çıkıyor. Ödemesi de projeleri kullananlarla birlikte kullanmayanlar tarafından, yani tüm halk tarafından yapılıyor.

5/04/2017

16 Nisan 2017' de yapılan referandum sonuçlarına göre öyle ya da böyle Cumhurbaşkanlığı sistemi kabul edildi. % 51,4 Evet, % 48,6 Hayır şeklinde çıkan sonuçlar biri birine çok yakın olsa da Evet cephesi seçimde istediği sonuca ulaştı.
Kazanan AKP cephesinde başarısızlık algısı mevcutken, Hayır cephesinin öncü partisi CHP' de yüzler gülüyor. Hayır oyunun tamamının kendi oyları olduğunu sanıyorlar galiba. 
AKP
AKP beklediği oranda oy alamayınca hemen hareket geçti. Kabine değişikliğinden, parti teşkilatlarının yenilenmesine kadar hızlı bir aksiyon planı hazırladılar. Hedef 2019 yılındaki yerel seçimler, genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine güçlü bir şekilde katılmak.
MHP
Tayyip Erdoğan' a başkanlık yolunu açan MHP kurmayları hayatlarından memnun. Ama parti tabanında büyük bir huzursuzluk var. MHP, 2019 seçimlerinde Tayyip Erdoğan' ı mı destekleyecek, kendi adayını mı çıkartacak belli değil. Partide herhangi bir hareketlilik görülmüyor.
HDP
HDP her ne kadar oy kaybetse de belli bir oranda blok oyları var ve diğer partilerin iştahını kabartıyorlar. Parti yöneticileri tutuklu olduğu için bu referandumda aktif rol alamadılar. 2019' da çok daha belirleyici olacaklardır. 
CHP Ne Yapıyor?
''Delilik: aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir'' diyor Einstein. CHP, Einstein' in sözünü haklı çıkarırcasına yine aynı şeyleri yapıyor.  Girdiği 8. seçimi de kaybeden Kılıçdaroğlu hala koltuğunda oturmaya devam ediyor. CHP' de koltuğu bırakmak için başarısız olmak gibi bir kriter yok. Deniz Baykal döneminde de bu böyleydi. Referandum sonrasına CHP' li vekillerin Kürt seçmeni yanlarına çekmek için faaliyetlere başladığını görüyoruz. Hesapları şöyle: Yüzde 48,6 Hayır oyu var. MHP, AKP' nin tarafında, HDP oylarının ve AKP' ye oy veren Kürt seçmeninin oylarının bir kısmının CHP tarafına geçmesini sağlarsak Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olamaz. Tuncay Özkan, Selahattin Demirtaş' ı ceza evinde ziyaret ediyor ve şu tweeti paylaşıyor: 
Fikri Sağlar Kars, Ardahan, Iğdır, Hakkari ve Van' a gittiğini ve oradaki insanların neden CHP' nin buralardan çekildiğini sorduğunu söylüyor. Oysa kendisi Mersinli ve Mersin milletvekili. Belediye seçimini Mersin' de MHP kazandı. Kendi memleketinin seçmenini ikna edememişken başka illerle uğraşıyor. Geçmiş yıllarda Kürt seçmen CHP ve SHP' ye oy veriyordu çünkü Kürt partisi yoktu. Daha sonra bu oylar DEP, HDP gibi partilere gitmeye başladı. İkinci tercihleri ise AKP oldu. Kürt milliyetçiliği ve muhafazakarlık vaat eden partilere oy verdiler. Ayrıca CHP ne zaman Kürt seçmeni ikna etmek için vaatlerde bulunsa Kürt olmayan bir kısım seçmen CHP' den uzaklaşıyor ve sandığa gitmiyor. 
Deniz Baykal Sorunsalı
Kurt puslu havayı sever misali Deniz Baykal yine ortaya çıktı. CHP' ye yol haritası sunuyor. Ayrıca Abdullah Gül ismini ortaya getirdi. Sanıyor ki Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan' a bayrak açacak ve meydanlara çıkacak. İşin komik tarafı Baykal, Abdullah Gül' ün Cumhurbaşkanı olmaması için çok uğraşmıştı. Şimdi kurtarıcı olarak onun adaylığına destek veriyor. Bu arada Baykal' a, sen Cumhurbaşkanı adayımız ol deseler, 2019 yılında 81 yaşında olacağını hesaba katmadan hemen kabul edecek. Yani CHP' de değişen bir şey yok. 

5/01/2017

Gün geçmiyor ki ülkemizdeki bir spor dalında yeni bir devşirme sporcu müjdesi! verilmesin. Şimdi de müjde! futboldan geldi. Suriyeli Adem Allavi Türk vatandaşı yapılarak U 14 milli takımına alındı. İsmi de Adem Metin Türk olarak değiştirildi.
Türkiye Futbol Direktörü olan Fatih Terim, alt yapılar dahil Türk sporunun gelişiminden sorumlu. Bu nedenle 5+2 yıllık uzun vadeli bir sözleşme imzalandı kendisiyle. Özellikle altyapılarda doğru organizasyon kurmak ve üst yapılara oyuncu yetiştirmek hedefleniyordu. Ama onun milli takımlardaki en çok üzerinde durduğu konu, devşirilecek oyuncular. Bu furyayı 2006 yılında Brezilyalı Marco Aurelio' yu milli takımda oynatarak başlatan Fatih Terim' in şimdiki önceliği Avrupa' da oynayan, Türk kökenli oyuncular. Çifte pasaport taşıyan oyuncuları ve ailelerini ikna etmek için bir miktar ödeme yapmak gerekiyor tabi ki. Türkçe bile konuşamayan oyuncular milli takıma dahil edildiklerinde uyum sorunu yaşıyorlar. 70 milyonluk ülkeden oyuncu yetiştiremeyip yurt dışında yetişmiş oyuncuları transfer kolaylığına kaçılıyor. 
Suriyeli Adem
Son transfer Adem Allavi' nin bu oyunculardan bir farkı var. Adem Suriyeli. Hükümetin Suriyeliler' i vatandaş yapmak istediği biliniyor. Ancak kamu oyunda vatandaşlıkla ilgili ciddi bir tepki var. Bu sırada imdatlarına sonuna kadar siyasete bulaşmış olan futbol yetişiyor. Federasyon başkanı Yıldırım Demirören' in siyaset sayesinde o koltukta oturduğu belli. O da siyasi görüşünü söylemekten çekinmiyor zaten. Fatih Terim' in de her dönem siyasete yakın olduğu biliniyor. Suriyeliler' in vatandaş olmaması için oluşturulan surda, ilk gediği futbol topuyla açtılar. 

4/18/2017

2017 referandumu sona erdi. Katılım oranının % 85,46 olduğu oylamada, evet oyları % 51,4 olurken hayır oranı % 48,6 oldu. 25 milyon 133 bin 391 kişi Evet oyu verirken, 23 milyon 785 bin 401 seçmen Hayır oyu kullandı. 
Bu referandumu önemli kılan, Türkiye' nin 94 yıldır yönetildiği parlamenter sistemin değişmesini oylaması oldu. Aslında sandığa giden halkın önemli bir bölümü için referandumun içeriğinin önemi yoktu. Cumhurbaşkanı bir şey istiyor, o ne isterse Evet derim diyenlerle, o ne isterse Hayır derim diyenlerin mücadelesi oldu. Zaten miting meydanlarında ve tv programlarında, özellikle Evet cephesi yeni sistemi anlatmaktan ziyade başka konulardan bahsetmeyi tercih etti. Önce Hayır oyu kullananların hain oldukları söylendi. Bu yaklaşım tepki görünce vazgeçildi. Daha sonra yapılan ve yapılacak olan yatırımlardan bahsedildi.
Yurtdışı Oyları
2 milyon 972 bin olan yurt dışı oylarının seçim sonuçları üzerinde önemli bir etkisi var. Bu nedenle Avrupa ülkelerindeki seçmenin milliyetçi duygularını harekete geçirmek için Hollanda ve Almanya ile suni krizler çıkartıldı ve Avrupa' nın bize karşı olduğu vurgulandı. Bu hamle sandığa Evet olarak yansıdı. Almanya' da Evet % 63,1 olurken, Hayır % 36,9 oldu. Hollanda da ise Evet 70,9, Hayır % 29,1 oldu. Bazı yurt dışı oyları ise ilginçti. Kuveyt % 23,4 Evet % 76,6 Hayır,  Azerbaycan %38,3 Evet % 61,7 Hayır, Birleşik Arap Emirlikleri % 13,3 Evet % 86,7 Hayır, Katar % 18,9 Evet % 81,1 Hayır, Umman % 24 Evet % 76 Hayır oyu verdi. Bu ülkeler, Cumhurbaşkanı' nın iyi ilişkilerinin olduğu ve başkanlık, sultanlık ya da emirlikle yönetilen ülkeler.
Büyükşehirler
Türkiye' de 30 büyük şehirden 13 ü Evet derken, 17 si Hayır dedi. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi çok uzun yıllardır AKP ve onun çizgisinde yönetilen iki büyük şehirde seçmenin Hayır demesi sürpriz oldu. Son yıllardaki seçim meydanlarında anlatılan 3. Köprü, 3. Havalimanı, Körfez Geçiş Köprüsü, Marmaray gibi büyük projeler, o bölgede yaşayıp, onu kullanabilecekler tarafından oya dönüşmedi. Orada yaşamayan ve bu yatırımlardan belki de hiç faydalanmayacak İç Anadolu ve Karadeniz seçmeni bu projelerden gurur duyarak Evet oyu verdi.
Parti Performansları
MHP' nin niye başkanlık konusunu gündeme getirdiği ve AKP' ye destek verdiği bilinmiyor. MHP tabanı da buna tepki gösterdi ve % 65' i Hayır oyu kullandı. Ama o yüzde % 35 lik Evet oranı parlamenter sistemin sonu oldu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir seçim daha kaybetmesine rağmen en başarılı performansını bu seçimde gösterdi. Sakin sakin, polemiğe girmeden Evet in sakıncalarını anlattı. Muhalefet olarak ilk kez bu kadar başarılı bir sonuç aldılar. 2019 Kasım' ında yapılacak olan yerel yönetim seçimleri için önemli bir motivasyon kazanmış oldular. Ama bu bile onun bir Loser yani sürekli kaybeden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Evet cephesinde Cumhurbaşkanı ve Başbakan tüm Türkiye' de miting yaptılar. Cumhurbaşkanı meydanlara çıkmasaydı seçim sonucunun Evet çıkması mümkün değildi. Tayyip Erdoğan' ın halk üzerinde ne kadar etkili olduğu bir kez daha görüldü. Yine de devletin tüm imkanlarını kullanmalarına rağmen çok az bir farkla kazanmaları morallerini bozdu. Cumhurbaşkanı' nın sonuçlar açıklandıktan sonra yaptığı basın toplantısındaki moral bozukluğu yüzünden okunuyordu.
YSK 
Mühürsüz oyların geçersiz sayılacağı seçim kanununda açıkça yazıyor. YSK burada yetkisi olmadığı halde inisiyatif alarak mühürsüz oyları geçerli saydı. O oyların Evet ya da Hayır olmasına bakmadan geçersiz sayılması seçimin hakkaniyetli yapılması açısından gerekliydi. Şimdi kafalarda soru işaretleri oluştu. YGS' ye bir kaç dakika geç kalan öğrencileri sınava almayıp bir senelerini heba eden görevlilerin kuralları uygulamadaki titizliğini burada göremedik. 

4/14/2017

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' nin tatil beldesi Girne' ye, Lefkoşa' da bulunan Ercan Havalimanı' ndan, Beşparmak dağlarını aşarak ulaşabiliyorsunuz. Denizyoluyla gelmek isterseniz Taşucu ve Alanya' dan Girne Limanı' na Feribot seferleri bulunuyor. Taşucu' ndan 2 saat, Alanya' dan 3,5 saat sürüyor. Türk vatandaşlarına Kuzey Kıbrıs' a giriş için pasaport ve vize istenmiyor. T.C. kimliğinizle giriş yapabiliyorsunuz. Girne' de, adanın tamamında olduğu gibi çok sayıda otel ve kumarhane var. Kumarhaneler ve üniversiteler Kuzey Kıbrıs ekonomisinin en önemli gelir kaynakları. Telefon hatlarınıza yurt dışı paketi tanımlatmazsanız çok yüksek fatura ödersiniz. Çünkü Kuzey Kıbrıs'tan, Türkiye'deki numaralarınızı uluslararası arama kapsamında arayabiliyorsunuz. 
Kıbrıs

Başkent Lefkoşa' da bulunan Ercan Havalimanı, Girne' ye 42 km uzaklıkta.

Trafik ters akıyor. İngiliz sistemi. Araç direksiyonları da sağda. Ayrıca yollar çok dar ve trafik sorunu var. Araç kiralamak isteyenler bir daha düşünsün. Karşıdan karşıya geçerken de çok dikkatli olmak gerek.
Şehirler arası yollar boş ve kıraç arazilerle dolu.

Vergi avantajı nedeniyle ucuza alınabildikleri için taksiler Mercedes. Taksiye binmek için durağa gittiğimde taksici kahve içiyordu. Binmek istediğimi söyleyince yüzü asıldı. Kahveni bitirince gideriz dedim keyfi yerine geldi:) Yol boyunca yoldan geçen yayalara yol verdi. Burada böyle bir kültür oluşmuş. Taksiler pahalı. Elektrik ve su fiyatları da çok pahalıymış. Ama marketlerde içki çok ucuz. Fiyatlarını görünce Türkiye' de ne kadar çok vergi ödediğimiz ortaya çıkıyor. Dilediğiniz kadar içki alıp Türkiye' ye getiremiyorsunuz. Havalimanlarında kota var. Kişi başı 2-3 lt civarında içki getirmeye izin veriyorlar. 

Kıbrıs' ta, ambargo nedeniyle, Shell, BP gibi uluslarası firmaların akaryakıt istasyonları bulunmuyor. Sadece K-Pet (Kıbrıs Türk Petrol Ltd.) ve Alpet istasyonları bulunuyor. 

Fiyatlar Türkiye' ye göre çok ucuz.

Girne Belediyesi

 Girne Limanı

Gündüzleri sakin görünen Girne Limanı geceleri oldukça hareketli

Limanda pek çok cafe ve bar bulunmakta

 Girne sokakları



Özgürlük Anıtı


Atatürk

Girne' de zaman durmuş gibi. Türkiye' de Vodafone tarafından satın alınan Telsim, faaliyetlerine burada eski ismiyle devam ediyor.
2011 yılında Türkiye' de kapatılan İktisat Bankası

Yerel bir banka

Yerel bir banka daha

 Cratos Premium Hotel & Casino

Çek bir selfie

 Limuzini yanlış yere park etmişler :)

 Bentley' i de :)

Kumarhane girişi. İçeride fotoğraf  ve görüntü çekmek yasak. İçeride video kaydedenlere güvenlik müdahale edip görüntüleri sildirdi. Otelin çok büyük bir kumarhanesi var. Tüm kumarhanelerde olduğu gibi burada da yeme içme ücretsiz.  Otelin yemekleri bol çeşitli ve çok lezzetli. Kapalı alanda sigara içmek serbest.
Çiçeklerle donatılmış seyir terası

Otelin havuzu oldukça büyük


Otelin kendisine ait plajı ve Spası bulunmakta

4/08/2017

Arkadaşlık çok güzel bir kavram. Uğruna şarkılar, şiirler yazılan, filmler çekilen. Özellikle eski arkadaşların ne kadar kıymetli olduğundan dem vurulur. Kafamıza uyan, bize saygı gösteren, bizimle yarışmayan, bizi aşağı çekmeyen, kıskanmayan hatta gelişimimize katkı sağlayan arkadaşlarımız olsa tadından yenmez.
Herkesin çıkarını düşündüğü, kimselere güvenemediğimiz şu günlerde, arkadaşlarımız sığınılacak bir liman olurlar. Buraya kadar her şey güzel. Ama kaçımızın hayatında eski arkadaşlarımız yer alıyor? Hangi arkadaşları geleceğe taşıyoruz ya da hangi arkadaşlarımız bizi geleceğe taşıyorlar?
Arkadaşlık Bağı
Arkadaşlığı bağının çok güçlü olduğu söylenir. Gerçekten o kadar güçlü mü? Küçük bir anlaşmazlık yüzünden uzun zaman  küs kaldığımız eski arkadaşlarımız yok mu? Yıllarca karşılıklı özveride bulunursunuz ama bir yanlış anlama yüzünden bağlantı kesilir. Hadi çıkar yüzünden çatışmayı anladık da siyasi görüş farkı yüzünden arkadaşlarına sırtını dönenlere ne diyeceğiz? Bazı gerçek arkadaşlarda bu bağ halat gibi sağlamken pek çoğunda pamuk ipliği gibidir maalesef.
Geçmişin Hesapları
Hayatı yeni öğrendiğimiz dönemlerde, gençliğin de verdiği toylukla pek çok hata yaparız. Bu hataların bir kısmını da eski arkadaşlarımıza yaparız. Bunlardan kaynaklanan kırgınlıkları çözemediğimiz arkadaşları geleceğe taşıyamıyoruz. Çünkü hesap geçmişte kapanmadığı için başka adlarla sürekli önümüze konuyor. Bir de yıllar önce yaptığı bir iyiliği sürekli hatırlatanlar var. Ömer Seyfettin' in diyet hikayesi geliyor en sonunda insanın aklına.
Mecburi Arkadaşlar
Geçmişte, aynı mahallede oturduğumuz, aynı sınıfta okuduğumuz ya da aynı iş yerinde çalıştığımız için mecburi arkadaşlar ediniriz. Onlarla arkadaşlığımızı daha sonra da sürdürmek için uğraşırız. Ama ortam değişince paylaşımlar da değişiyor. O frekansı tekrar yakalamak zor olabiliyor. Bunun haricinde, bizi sürekli eleştiren ve kıran insanları arkadaş olarak çevremizde tutmamıza gerek var mı eskiden tanıyoruz diye?  Yıllar önceki halinden bu güne kendisini neredeyse hiç geliştirmeyen, yaşı büyümüş ama kafa yapısı ve bakış açısı hiç büyümemiş eski arkadaşlarla devam edebilmek de zor.
İnsan Hiç Aramaz mı?
Uzun zamandır görüşmeyen insanların ilk sorusu bu olur, kendileri de aramadıkları halde. Demek ki her iki taraf da biri birine ihtiyaç duymamış. 

3/31/2017

Türk Heavy Metal tarihinin en önemli gruplarından olan Pentagram, 30. yıla özel akustik bir albüm çıkardı. 1987 yılında Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü tarafından kurulan Pentagram' ın müzik yolculuğu boyunca, grupta pek çok müzisyen değişikliği oldu. 
Ama Pentagram' ın müzikal kalitesinde ve performansında bir düşüş meydana gelmeden 30 yılı geride bıraktılar. Bu albümde ekibi topladılar desek yeridir. Davulda Cenk Ünnü, bas gitarda Tarkan Gözübüyük, gitarlarda Hakan Utangaç ile Metin Türkcan, vokalde Gökalp Ergen' den oluşan gruba, geçmiş dönemlerde grupta yer alan Ogün Sanlısoy, Demir Demirkan ve Murat İlkan eşlik ediyor. Ayrıca albüme Şebnem Ferah, Kerem Özyeğen, Ozan Tügen( Cura), Melisa Uzunarslan( Keman), Deniz Doğançay(Viyola), Cengiz Ercümer (Perküsyon), Özer Arkun(Çello) ve İskender Paydaş( Piyano) katkı veriyor.
Pentagram' ın akustik albümü çok kaliteli ve çok başarılı bir albüm olmuş. Bunun haricinde albüm, Heavy Metal müziğine mesafeli olan dinleyiciler için de Pentagram' ı tanıma ve güzel şarkılarını dinleme imkanı sunuyor. Pentagram hayranları içinse zaten müzikal bir ziyafet. Pentagram' ın büyük bir hayran kitlesi var. 1997 yılında çıkardıklar Anatolia albümü 100.000' den fazla satış rakamına ulaşmıştı. Albümde Türkçe ve İngilizce şarkılarla birlikte grubun favori şarkılarından biri olan Aşık Veysel' in Gündüz Gece şarkısı da yer alıyor. Ayrıca Şebnem Ferah' ın Anatolia yorumu da dikkat çekici.Albümde şu şarkılar yer alıyor:
  • Apokalips
  • Geçmişin Yükü
  • Uzakta
  • No One Wins The Fight
  • Fly Forever
  • Gündüz Gece
  • Anatolia
  • In Esir Like An Eagle 
  • For The One Unchanging
  • Give Me Something To Kill The Pain
  • Sonsuz

3/24/2017

Kimin söylediği belli olmayan bir söz var: '' Henüz eline kötülük yapma fırsatı geçmemiş insanları iyi sanıyoruz ya, işte en büyük yanlışı orada yapıyoruz ''. Çok iddialı ve ilginç bir söz. İnsanın temelde kötü olduğunu, kötülük yapmama nedeninin, uygun ortam ve fırsat bulamaması olduğunu söylüyor.
Ünlü Alman filozof Nietzsche' ninde benzer bir sözü var bu konuda. O da iyi insanların, güçsüz oldukları için ve kendilerinin korumak için iyi olduklarını söylüyor. Yani mecburen iyi oluyorlar Nietzche' ye göre. Doğru mu acaba bu durum? Pek çok kişi bu tezin doğru olduğunu ortaya koyacak onlarca örnek sayabilir. Özellikle, sizinle çıkar bağlantısı kalmayan insanlarla, makam mevki sahibi olup gücü artan insanların davranışlarındaki olumsuz yöndeki değişikliklere sıkça şahit oluyoruz. 
İyilik ve Kötülük
Aslında insan ne tamamen iyidir ne de tamamen kötüdür. İçinde hem iyiliği barındırır hem de kötülüğü. Ama ilginç olan insanın iyiliği daha zor yaparken kötülüğü daha kolay yapması. Bir de yapılan iyiliğin dönüşü de pek kolay olmuyor. Yapılan iyiliği görmek ve buna göre davranmak karşıdaki insanın vicdanına da kalıyor genelde. Geçmişte yapılmış olan iyilikler, kötülük yapma fırsatı bulan insanlar üzerinde pek etkili olmuyor.
Kamburun hikayesindeki gibi düşünen insanların sayısı az değil: Kambura sormuşlar, kamburunun geçmesinin mi istersin yoksa herkesin kambur olmasını mı diye. Herkesin kambur olmasını isterim demiş. Ben çektim herkes çeksin durumu.
Belki de insanların pek çoğunun kötülük yapma fırsatı beklediklerini düşünüp daha dikkatli olmalıyız. Hem kendimizi korumak için hem de hayal kırıklığına uğramamak için. 

3/18/2017

Blog aleminin kutup yıldızı ( Kutup yıldızı tabiri sevgili Acemi Demirci' ye ait) olan Deep Tone' nin 5.kitabı Günesürgün çıktı. Daha önce yazmış olduğu, Sade ve Derin, Derin Mavi, Frambuazlı Hayat ve Yani kitaplarından farklı olarak günlük tarzında bir kitap. Kendisini ve çevresinde gördüklerini anlatıyor. Bazen olduğu gibi, bazen de eklemeler yaparak. Bazen yaşadıklarını, bazen de gözlemlediklerini. Deep' in gözlem yeteneği herkesin malumu zaten. Ayrıca o hiçbir şeyi unutmaz😊4 tane şiiri de yer alıyor kitapta.
İstanbul, Ankara ve İzmir ekseninde geçen kitap 198 sayfa. Nisan 2016' dan başlayarak her ay 13 yazı yazıp Kasım 2016' da bitirmiş. Deep' in diğer kitapları gibi Günesürgün de kolayca okunan, su gibi akıp giden bir kitap olmuş. Öne çıktığını düşündüğüm yazılarsa şöyle:
  • Yedigün Portakal
  • Bazı Günler Vardır ki
  • Manidar
  • Ayaz
  • Majezik
  • Gülin Sendromu
  • Tespih Cinayetleri ( Can Barslan hikayelerine benziyor)
  • Ağır Ruh
  • Sinefil
  • Güzin
  • Sabır
  • Kaçış noktaları
  • Nuh Nebi
  • Hayat
Kitabın sonunda yer alan, hem kitabın yazılış nedenini, hem de isminin nasıl ortaya çıktığını anlatan yazısı da güzeldi. Annesiyle olan mücadelelerini anlattığı yazıları da. Dorlion Yayınları' ndan çıkan kitabı internet üzerinde temin edebilirsiniz.
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!