4/18/2017

2017 referandumu sona erdi. Katılım oranının % 85,46 olduğu oylamada, evet oyları % 51,4 olurken hayır oranı % 48,6 oldu. 25 milyon 133 bin 391 kişi Evet oyu verirken, 23 milyon 785 bin 401 seçmen Hayır oyu kullandı. 
Bu referandumu önemli kılan, Türkiye' nin 94 yıldır yönetildiği parlamenter sistemin değişmesini oylaması oldu. Aslında sandığa giden halkın önemli bir bölümü için referandumun içeriğinin önemi yoktu. Cumhurbaşkanı bir şey istiyor, o ne isterse Evet derim diyenlerle, o ne isterse Hayır derim diyenlerin mücadelesi oldu. Zaten miting meydanlarında ve tv programlarında, özellikle Evet cephesi yeni sistemi anlatmaktan ziyade başka konulardan bahsetmeyi tercih etti. Önce Hayır oyu kullananların hain oldukları söylendi. Bu yaklaşım tepki görünce vazgeçildi. Daha sonra yapılan ve yapılacak olan yatırımlardan bahsedildi.
Yurtdışı Oyları
2 milyon 972 bin olan yurt dışı oylarının seçim sonuçları üzerinde önemli bir etkisi var. Bu nedenle Avrupa ülkelerindeki seçmenin milliyetçi duygularını harekete geçirmek için Hollanda ve Almanya ile suni krizler çıkartıldı ve Avrupa' nın bize karşı olduğu vurgulandı. Bu hamle sandığa Evet olarak yansıdı. Almanya' da Evet % 63,1 olurken, Hayır % 36,9 oldu. Hollanda da ise Evet 70,9, Hayır % 29,1 oldu. Bazı yurt dışı oyları ise ilginçti. Kuveyt % 23,4 Evet % 76,6 Hayır,  Azerbaycan %38,3 Evet % 61,7 Hayır, Birleşik Arap Emirlikleri % 13,3 Evet % 86,7 Hayır, Katar % 18,9 Evet % 81,1 Hayır, Umman % 24 Evet % 76 Hayır oyu verdi. Bu ülkeler, Cumhurbaşkanı' nın iyi ilişkilerinin olduğu ve başkanlık, sultanlık ya da emirlikle yönetilen ülkeler.
Büyükşehirler
Türkiye' de 30 büyük şehirden 13 ü Evet derken, 17 si Hayır dedi. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi çok uzun yıllardır AKP ve onun çizgisinde yönetilen iki büyük şehirde seçmenin Hayır demesi sürpriz oldu. Son yıllardaki seçim meydanlarında anlatılan 3. Köprü, 3. Havalimanı, Körfez Geçiş Köprüsü, Marmaray gibi büyük projeler, o bölgede yaşayıp, onu kullanabilecekler tarafından oya dönüşmedi. Orada yaşamayan ve bu yatırımlardan belki de hiç faydalanmayacak İç Anadolu ve Karadeniz seçmeni bu projelerden gurur duyarak Evet oyu verdi.
Parti Performansları
MHP' nin niye başkanlık konusunu gündeme getirdiği ve AKP' ye destek verdiği bilinmiyor. MHP tabanı da buna tepki gösterdi ve % 65' i Hayır oyu kullandı. Ama o yüzde % 35 lik Evet oranı parlamenter sistemin sonu oldu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir seçim daha kaybetmesine rağmen en başarılı performansını bu seçimde gösterdi. Sakin sakin, polemiğe girmeden Evet in sakıncalarını anlattı. Muhalefet olarak ilk kez bu kadar başarılı bir sonuç aldılar. 2019 Kasım' ında yapılacak olan yerel yönetim seçimleri için önemli bir motivasyon kazanmış oldular. Ama bu bile onun bir Loser yani sürekli kaybeden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Evet cephesinde Cumhurbaşkanı ve Başbakan tüm Türkiye' de miting yaptılar. Cumhurbaşkanı meydanlara çıkmasaydı seçim sonucunun Evet çıkması mümkün değildi. Tayyip Erdoğan' ın halk üzerinde ne kadar etkili olduğu bir kez daha görüldü. Yine de devletin tüm imkanlarını kullanmalarına rağmen çok az bir farkla kazanmaları morallerini bozdu. Cumhurbaşkanı' nın sonuçlar açıklandıktan sonra yaptığı basın toplantısındaki moral bozukluğu yüzünden okunuyordu.
YSK 
Mühürsüz oyların geçersiz sayılacağı seçim kanununda açıkça yazıyor. YSK burada yetkisi olmadığı halde inisiyatif alarak mühürsüz oyları geçerli saydı. O oyların Evet ya da Hayır olmasına bakmadan geçersiz sayılması seçimin hakkaniyetli yapılması açısından gerekliydi. Şimdi kafalarda soru işaretleri oluştu. YGS' ye bir kaç dakika geç kalan öğrencileri sınava almayıp bir senelerini heba eden görevlilerin kuralları uygulamadaki titizliğini burada göremedik. 

4/14/2017

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' nin tatil beldesi Girne' ye, Lefkoşa' da bulunan Ercan Havalimanı' ndan, Beşparmak dağlarını aşarak ulaşabiliyorsunuz. Denizyoluyla gelmek isterseniz Taşucu ve Alanya' dan Girne Limanı' na Feribot seferleri bulunuyor. Taşucu' ndan 2 saat, Alanya' dan 3,5 saat sürüyor. Türk vatandaşlarına Kuzey Kıbrıs' a giriş için pasaport ve vize istenmiyor. T.C. kimliğinizle giriş yapabiliyorsunuz. Girne' de, adanın tamamında olduğu gibi çok sayıda otel ve kumarhane var. Kumarhaneler ve üniversiteler Kuzey Kıbrıs ekonomisinin en önemli gelir kaynakları. Telefon hatlarınıza yurt dışı paketi tanımlatmazsanız çok yüksek fatura ödersiniz. Çünkü Kuzey Kıbrıs'tan, Türkiye'deki numaralarınızı uluslararası arama kapsamında arayabiliyorsunuz. 
Kıbrıs

Başkent Lefkoşa' da bulunan Ercan Havalimanı, Girne' ye 42 km uzaklıkta.

Trafik ters akıyor. İngiliz sistemi. Araç direksiyonları da sağda. Ayrıca yollar çok dar ve trafik sorunu var. Araç kiralamak isteyenler bir daha düşünsün. Karşıdan karşıya geçerken de çok dikkatli olmak gerek.
Şehirler arası yollar boş ve kıraç arazilerle dolu.

Vergi avantajı nedeniyle ucuza alınabildikleri için taksiler Mercedes. Taksiye binmek için durağa gittiğimde taksici kahve içiyordu. Binmek istediğimi söyleyince yüzü asıldı. Kahveni bitirince gideriz dedim keyfi yerine geldi:) Yol boyunca yoldan geçen yayalara yol verdi. Burada böyle bir kültür oluşmuş. Taksiler pahalı. Elektrik ve su fiyatları da çok pahalıymış. Ama marketlerde içki çok ucuz. Fiyatlarını görünce Türkiye' de ne kadar çok vergi ödediğimiz ortaya çıkıyor. Dilediğiniz kadar içki alıp Türkiye' ye getiremiyorsunuz. Havalimanlarında kota var. Kişi başı 2-3 lt civarında içki getirmeye izin veriyorlar. 

Kıbrıs' ta, ambargo nedeniyle, Shell, BP gibi uluslarası firmaların akaryakıt istasyonları bulunmuyor. Sadece K-Pet (Kıbrıs Türk Petrol Ltd.) ve Alpet istasyonları bulunuyor. 

Fiyatlar Türkiye' ye göre çok ucuz.

Girne Belediyesi

 Girne Limanı

Gündüzleri sakin görünen Girne Limanı geceleri oldukça hareketli

Limanda pek çok cafe ve bar bulunmakta

 Girne sokakları



Özgürlük Anıtı


Atatürk

Girne' de zaman durmuş gibi. Türkiye' de Vodafone tarafından satın alınan Telsim, faaliyetlerine burada eski ismiyle devam ediyor.
2011 yılında Türkiye' de kapatılan İktisat Bankası

Yerel bir banka

Yerel bir banka daha

 Cratos Premium Hotel & Casino

Çek bir selfie

 Limuzini yanlış yere park etmişler :)

 Bentley' i de :)

Kumarhane girişi. İçeride fotoğraf  ve görüntü çekmek yasak. İçeride video kaydedenlere güvenlik müdahale edip görüntüleri sildirdi. Otelin çok büyük bir kumarhanesi var. Tüm kumarhanelerde olduğu gibi burada da yeme içme ücretsiz.  Otelin yemekleri bol çeşitli ve çok lezzetli. Kapalı alanda sigara içmek serbest.
Çiçeklerle donatılmış seyir terası

Otelin havuzu oldukça büyük


Otelin kendisine ait plajı ve Spası bulunmakta

4/08/2017

Arkadaşlık çok güzel bir kavram. Uğruna şarkılar, şiirler yazılan, filmler çekilen. Özellikle eski arkadaşların ne kadar kıymetli olduğundan dem vurulur. Kafamıza uyan, bize saygı gösteren, bizimle yarışmayan, bizi aşağı çekmeyen, kıskanmayan hatta gelişimimize katkı sağlayan arkadaşlarımız olsa tadından yenmez.
Herkesin çıkarını düşündüğü, kimselere güvenemediğimiz şu günlerde, arkadaşlarımız sığınılacak bir liman olurlar. Buraya kadar her şey güzel. Ama kaçımızın hayatında eski arkadaşlarımız yer alıyor? Hangi arkadaşları geleceğe taşıyoruz ya da hangi arkadaşlarımız bizi geleceğe taşıyorlar?
Arkadaşlık Bağı
Arkadaşlığı bağının çok güçlü olduğu söylenir. Gerçekten o kadar güçlü mü? Küçük bir anlaşmazlık yüzünden uzun zaman  küs kaldığımız eski arkadaşlarımız yok mu? Yıllarca karşılıklı özveride bulunursunuz ama bir yanlış anlama yüzünden bağlantı kesilir. Hadi çıkar yüzünden çatışmayı anladık da siyasi görüş farkı yüzünden arkadaşlarına sırtını dönenlere ne diyeceğiz? Bazı gerçek arkadaşlarda bu bağ halat gibi sağlamken pek çoğunda pamuk ipliği gibidir maalesef.
Geçmişin Hesapları
Hayatı yeni öğrendiğimiz dönemlerde, gençliğin de verdiği toylukla pek çok hata yaparız. Bu hataların bir kısmını da eski arkadaşlarımıza yaparız. Bunlardan kaynaklanan kırgınlıkları çözemediğimiz arkadaşları geleceğe taşıyamıyoruz. Çünkü hesap geçmişte kapanmadığı için başka adlarla sürekli önümüze konuyor. Bir de yıllar önce yaptığı bir iyiliği sürekli hatırlatanlar var. Ömer Seyfettin' in diyet hikayesi geliyor en sonunda insanın aklına.
Mecburi Arkadaşlar
Geçmişte, aynı mahallede oturduğumuz, aynı sınıfta okuduğumuz ya da aynı iş yerinde çalıştığımız için mecburi arkadaşlar ediniriz. Onlarla arkadaşlığımızı daha sonra da sürdürmek için uğraşırız. Ama ortam değişince paylaşımlar da değişiyor. O frekansı tekrar yakalamak zor olabiliyor. Bunun haricinde, bizi sürekli eleştiren ve kıran insanları arkadaş olarak çevremizde tutmamıza gerek var mı eskiden tanıyoruz diye?  Yıllar önceki halinden bu güne kendisini neredeyse hiç geliştirmeyen, yaşı büyümüş ama kafa yapısı ve bakış açısı hiç büyümemiş eski arkadaşlarla devam edebilmek de zor.
İnsan Hiç Aramaz mı?
Uzun zamandır görüşmeyen insanların ilk sorusu bu olur, kendileri de aramadıkları halde. Demek ki her iki taraf da biri birine ihtiyaç duymamış. 

3/31/2017

Türk Heavy Metal tarihinin en önemli gruplarından olan Pentagram, 30. yıla özel akustik bir albüm çıkardı. 1987 yılında Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü tarafından kurulan Pentagram' ın müzik yolculuğu boyunca, grupta pek çok müzisyen değişikliği oldu. 
Ama Pentagram' ın müzikal kalitesinde ve performansında bir düşüş meydana gelmeden 30 yılı geride bıraktılar. Bu albümde ekibi topladılar desek yeridir. Davulda Cenk Ünnü, bas gitarda Tarkan Gözübüyük, gitarlarda Hakan Utangaç ile Metin Türkcan, vokalde Gökalp Ergen' den oluşan gruba, geçmiş dönemlerde grupta yer alan Ogün Sanlısoy, Demir Demirkan ve Murat İlkan eşlik ediyor. Ayrıca albüme Şebnem Ferah, Kerem Özyeğen, Ozan Tügen( Cura), Melisa Uzunarslan( Keman), Deniz Doğançay(Viyola), Cengiz Ercümer (Perküsyon), Özer Arkun(Çello) ve İskender Paydaş( Piyano) katkı veriyor.
Pentagram' ın akustik albümü çok kaliteli ve çok başarılı bir albüm olmuş. Bunun haricinde albüm, Heavy Metal müziğine mesafeli olan dinleyiciler için de Pentagram' ı tanıma ve güzel şarkılarını dinleme imkanı sunuyor. Pentagram hayranları içinse zaten müzikal bir ziyafet. Pentagram' ın büyük bir hayran kitlesi var. 1997 yılında çıkardıklar Anatolia albümü 100.000' den fazla satış rakamına ulaşmıştı. Albümde Türkçe ve İngilizce şarkılarla birlikte grubun favori şarkılarından biri olan Aşık Veysel' in Gündüz Gece şarkısı da yer alıyor. Ayrıca Şebnem Ferah' ın Anatolia yorumu da dikkat çekici.Albümde şu şarkılar yer alıyor:
  • Apokalips
  • Geçmişin Yükü
  • Uzakta
  • No One Wins The Fight
  • Fly Forever
  • Gündüz Gece
  • Anatolia
  • In Esir Like An Eagle 
  • For The One Unchanging
  • Give Me Something To Kill The Pain
  • Sonsuz

3/24/2017

Kimin söylediği belli olmayan bir söz var: '' Henüz eline kötülük yapma fırsatı geçmemiş insanları iyi sanıyoruz ya, işte en büyük yanlışı orada yapıyoruz ''. Çok iddialı ve ilginç bir söz. İnsanın temelde kötü olduğunu, kötülük yapmama nedeninin, uygun ortam ve fırsat bulamaması olduğunu söylüyor.
Ünlü Alman filozof Nietzsche' ninde benzer bir sözü var bu konuda. O da iyi insanların, güçsüz oldukları için ve kendilerinin korumak için iyi olduklarını söylüyor. Yani mecburen iyi oluyorlar Nietzche' ye göre. Doğru mu acaba bu durum? Pek çok kişi bu tezin doğru olduğunu ortaya koyacak onlarca örnek sayabilir. Özellikle, sizinle çıkar bağlantısı kalmayan insanlarla, makam mevki sahibi olup gücü artan insanların davranışlarındaki olumsuz yöndeki değişikliklere sıkça şahit oluyoruz. 
İyilik ve Kötülük
Aslında insan ne tamamen iyidir ne de tamamen kötüdür. İçinde hem iyiliği barındırır hem de kötülüğü. Ama ilginç olan insanın iyiliği daha zor yaparken kötülüğü daha kolay yapması. Bir de yapılan iyiliğin dönüşü de pek kolay olmuyor. Yapılan iyiliği görmek ve buna göre davranmak karşıdaki insanın vicdanına da kalıyor genelde. Geçmişte yapılmış olan iyilikler, kötülük yapma fırsatı bulan insanlar üzerinde pek etkili olmuyor.
Kamburun hikayesindeki gibi düşünen insanların sayısı az değil: Kambura sormuşlar, kamburunun geçmesinin mi istersin yoksa herkesin kambur olmasını mı diye. Herkesin kambur olmasını isterim demiş. Ben çektim herkes çeksin durumu.
Belki de insanların pek çoğunun kötülük yapma fırsatı beklediklerini düşünüp daha dikkatli olmalıyız. Hem kendimizi korumak için hem de hayal kırıklığına uğramamak için. 

3/18/2017

Blog aleminin kutup yıldızı ( Kutup yıldızı tabiri sevgili Acemi Demirci' ye ait) olan Deep Tone' nin 5.kitabı Günesürgün çıktı. Daha önce yazmış olduğu, Sade ve Derin, Derin Mavi, Frambuazlı Hayat ve Yani kitaplarından farklı olarak günlük tarzında bir kitap. Kendisini ve çevresinde gördüklerini anlatıyor. Bazen olduğu gibi, bazen de eklemeler yaparak. Bazen yaşadıklarını, bazen de gözlemlediklerini. Deep' in gözlem yeteneği herkesin malumu zaten. Ayrıca o hiçbir şeyi unutmaz😊4 tane şiiri de yer alıyor kitapta.
İstanbul, Ankara ve İzmir ekseninde geçen kitap 198 sayfa. Nisan 2016' dan başlayarak her ay 13 yazı yazıp Kasım 2016' da bitirmiş. Deep' in diğer kitapları gibi Günesürgün de kolayca okunan, su gibi akıp giden bir kitap olmuş. Öne çıktığını düşündüğüm yazılarsa şöyle:
  • Yedigün Portakal
  • Bazı Günler Vardır ki
  • Manidar
  • Ayaz
  • Majezik
  • Gülin Sendromu
  • Tespih Cinayetleri ( Can Barslan hikayelerine benziyor)
  • Ağır Ruh
  • Sinefil
  • Güzin
  • Sabır
  • Kaçış noktaları
  • Nuh Nebi
  • Hayat
Kitabın sonunda yer alan, hem kitabın yazılış nedenini, hem de isminin nasıl ortaya çıktığını anlatan yazısı da güzeldi. Annesiyle olan mücadelelerini anlattığı yazıları da. Dorlion Yayınları' ndan çıkan kitabı internet üzerinde temin edebilirsiniz.

3/15/2017

Kahpe Bizans filminin devamı olarak çekilen Geym of Bizans: Bizans Oyunları filmini sinemada izleme şansı bulamadım ancak DVD' de izleyebildim. İsim hakkı nedeniyle Arzu ve Özen Film' le mahkemelik olan Gani Müjde, filmine Kahpe Bizans 2 yerine bu ismi koyabilmiş. Gani Müjde' nin yazıp yönettiği filmde, Gürkan Uygun, Tolgahan Sayışman, Gonca Vuslateri ve Tüvana Türkay baş rollerde oynuyor. 
Filmin konusu şöyle: Güney Amerika' dan Anadolu' ya göç eden Mayalar Bağcılar civarına yerleşir. Kısa zamanda Bizanslılar' ın ilgisini çekerler. Barışsever Bizans Kralı 3. Klitor Maya hayranıdır. Entrikacı karısı 5. Klitorya ve kayınçosu Muhteris bir plan yaparlar. Önce Kral Klitor' u ortadan kaldıracaklar daha sonra da Maya kadınlarını kaçırıp zindana atacaklardır. Bu sayede Mayalar, başka kadınlarla birleşerek kusursuz genlerini, zamanla sıradan DNA' lara dönüştüreceklerdir. 
Gani Müjde Tarz mı Değiştiriyor?
Film oldukça özenli çekilmiş ve bazı bölümler ince esprilerle bezenmiş. Başlarda, Gani Müjde' nin kendine has tarzını yansıtan bir film olmuş gibi görünüyordu. Ancak filmin ilerleyen bölümlerinde + 18 ve belden aşağı espriler yağmaya başlıyor. Sanırım Gani Müjde, küfürün ve belden aşağı esprilerin komedide gişeyi arttırdığını düşünmüş. Olduk olmadık yerde erkek cinselliği üzerine espriler yapılıyor. Tuvana Türkay ve Gonca Vuslateri nedense sürekli küfür ediyor. Giyotin sahnesiyle de film iyice zıvanadan çıkıyor. Film gişede 620 bin rakamına ulaşmış. Kahpe Bizans' ın 2 milyon 472 bin gişesinin oldukça altında kalmış. Gani Müjde kendi tarzının dışında, belden aşağı esprilerle bezenmiş film yaparsa bu rakamlara da ulaşması zor görünüyor. Onu farklı kılan zeki ve küfürsüz mizah yeteneğini umarım yeni filminde görebiliriz. 

3/07/2017

Dünyada milyarlarca insan yaşıyor. Farklı ırk ve renkte olanlarla birlikte, aynı soydan gelenler, akrabalar da var. Biri birine benzeyen hatta ikiz olanlar da var. Ama bu kadar insanı biri birinden ayıran önemli bir fark var. O da parmak izi. Yani her insanın parmak izi ayrı. Her parmak izi kişiye özel.  
Değersiz Hissetmek
Topluluklar içerisinde bazı insanlar daha öne çıkmak isterler. Bunun çeşitli yolları vardır. Daha çok çalışmak, kendisini geliştirmek, fırsatları takip etmek vs. Başka bir yol da diğer insanları değersiz yapmaya çalışmaktır. Yani onların kendilerini değersiz hissetmesini sağlamaya çalışmak. Her yerde karşımıza çıkar bu tür insanlar. Akrabalarımız, arkadaşlarımız, iş arkadaşlarımız, komşularımız arasında da vardır onlar. Yeterince zengin olmayabiliriz, istediğimiz eğitimi alamamış ve istediğimiz işlerde çalışamıyor olabiliriz. Bazı insanlara bakarak o kadar yetenekli de olmayabiliriz. Zaman zaman başarısız da olabiliriz. Bu bizim değersiz olduğumuzu göstermez. Bu bizim tek ve özel olduğumuz gerçeğini değiştirmez. Başkalarının  mutluluğunu amaçlayıp, kendi mutluluğumuzu yok saymak, kendimizi bazı insanlara onaylatmaya çalışmak gibi davranışlarda bulunmamalıyız.  
Kendisini değersiz hisseden insan, parmak izine bakmalı, tek ve olduğunu hatırlamalı.

3/02/2017

Adalet beklentisi neredeyse hayatımızın her alanında var. Haksızlığa uğramak istemiyoruz. İş hayatında da durum farklı değil. Haksızlığa uğradığımızı düşünüp çatışmalar yaşıyoruz, hatta işimizden ayrılıyoruz.Çalışanlarla yapılan, iş yeri  beklenti anketlerine baktığımızda çalışan taleplerinin ilk sırasında adalet isteği görülüyor.
Nasıl Bir Adalet?
Adil bir ücret, adil bir çalışma ortamı, çalışanlar arasında ayrımcılık yapılmaması. Burada görev yöneticilere düşüyor. Yöneticilerin, yetkileri çerçevesinde bulunan ödül, prim, maaş artışı ve ceza uygulamalarını çalışanlara adil bir şekilde dağıtmaları gerekiyor. Yöneticilerin yaptığı önemli hatalardan birisi, kendilerine yakın hissettikleri çalışanların hatalarını görmezden gelip, diğerlerine aynı hatalar için cezai yaptırımlar uygulamaları. İş yerindeki huzursuzlukların en başta gelen sebeplerinden biri bu davranış şeklidir. Yöneticiler bu şekilde davranıyorlarsa, çalışanların, ona neden ceza vermiyorsun da bana ceza veriyorsun, sorusunu da cevaplamaya hazır olmalılar.
Adalet mi Eşitlik mi?
Çalışanlar bazen şöyle bir hataya düşebiliyorlar. Adaletle eşitliği biri birine karıştırabiliyorlar. Maaş artışları, performans ve prim gibi ödemelerin, herkese adil dağıtılmasını isterlerken, eşit verilmesini bekliyorlar. Adalet, bu tür hakların eşit dağıtılmasıyla değil, herkese hak ettiğinin verilmesiyle olur.
Adalet Sağlanmazsa Ne Olur?
Psikolog Stacy Adams, adalet beklentisine, '' Eşitlik Teorisi'' adını veriyor. Her hangi bir nedenle eşitlik bozulursa, kişi bu eşitliği kendisi sağlamaya başlıyor. Aynı oranda çalıştığını düşündüğü halde ödülü başkaları alıyorsa, çalışan, önce duruma itiraz ediyor. Bundan bir sonuç elde edemezse daha az çalışmaya başlıyor. Kasıtlı olarak iş yavaşlatıyor. Ödülü kim alıyorsa o çalışsın diyor. Bir sonraki aşama ise, ödül alan kişiyi sabote ederek, ödül almasını engellemeye çalışmak oluyor. Arkadan konuşmalar, kötülemeler, işini yapmasını engellemeler. Daha sonrasında da çatışmalar ve işten ayrılmaya kadar giden bir süreç ortaya çıkıyor.
Dolayısıyla, bir kaç kişiyi memnun etmek ve kollamaya çalışmak, iş yerindeki bütün düzeni bozabiliyor. Bu yüzden ne hedefler tutuyor ne de şirket yeterince verimli çalışıp kazanç sağlayabiliyor. Bunun faturasını da en son noktada yönetici ödemek zorunda kalabilir.

2/27/2017

Tiyatro ve sinema oyuncusu Zafer Algöz' ün yazmış olduğu eğlenceli kitap Haşırt Dı Bilekbord piyasaya çıktı. Usta oyuncu Zafer Algöz kitabında, film setlerinde ve sahnede yaşadığı komik anıları anlatıyor. Kitabın ismi de Öztürk Serengil' in başından geçen komik bir olaydan geliyor. Kimler yok ki kitapta? Öztürk Serengil, Sadri Alışık, Cem Yılmaz, Erkan Can, Fatma Girik, Kemal Sunal, Santana, Müşfik Kenter, Zeki Müren.
Kitabın çok akıcı bir dili var. Arkadaş sohbetinde anlatır gibi yazmış kitabı Zafer Algöz. Su gibi akıp gidiyor. Kitabın en güzel yanlarından biri de mesaj kaygısız oluşu. Sadece keyif almaya odaklı. Güldürürken düşündürmeye uğraşmıyor. İnkilap Kitabevi' nden çıkan kitap 224 sayfa. Bazı başlıklar şöyle:

  • Haşırt The Blackboard At The Seaside
  • Şakayla Karışık Sadri Alışık
  • Viva Sanatana
  • Ayranları Tazeleyin
  • Terbiyeli İşkembeci
  • At Binenin Kılıç Kuşananın
  • Sokağa Çıkma Yasasağı
  • Herr Mozart Onuruna Sarayda İzmir Köfte
  • Fatma Ana
  • Paşaların Paşası
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!