1/21/2017

Meclisteki kavgalara iyice alışmıştık. Anayasa görüşmelerinin de farklı olması beklenmiyordu. Yine kavga oldu ama bu seferki kavgayı kadınlar ediyordu. Erkek vekillerin, partilerine ve ideolojilerine ne kadar bağlı olduklarını, attıkları yumruk ve tekmelerle ispat etmeye çalıştıklarını sıkça görüyorduk. Ama kadınlar da benzer yola girince insan ne diyeceğini bilemiyor.
Ülkemizde kadına şiddetin neredeyse kanıksanmaya başladığı bugünlerde, böyle bir kavga olması hiç iyi olmadı. Kavgada aktif bir şekilde yer alan milletvekili kısa bir süre önce kadına şiddetin insanlık suçu olduğunu söyleyen bir konuşma yapmıştı meclis kürsüsünde. Kavga ederken aklına gelmiş midir acaba yaptığı konuşma? Kavgayı edenlerin hangi partiden olduğunun önemi yok. Bu bir siyaset yazısı değil zaten. Her partide şiddet görüntülerine rastlayabiliyoruz. Aylin Nazlıaka' nın eylemi, ne işe yarayacağı belli olmayan manasız bir eylemdi ama sonunun kavgaya gitmesine de gerek yoktu. Kavgada Şafak Pavey' in protez kolunun çıkması da çok üzücüydü. Gözlerin ne kadar karardığının göstergesi. 
Yıllar önce bir sohbette dinlediğim bir cümle aklımda kalmış. Pirinç çuvalının içinden pirinç çıkar diye. Bizim toplumdan da böyle şeyler çıkıyor. Biz böyleyiz maalesef. Kadın, erkek şiddete meyilliyiz. Mecliste, sokakta, futbol sahalarında, tribünde, okulda, neredeyse her yerde. Umarım zamanla değişiriz. Şiddetin utanılacak bir davranış haline geldiği, insanların konuşarak ve biri birine saygı duyarak iletişim kurduğu bir toplum haline geliriz. Umarım pirinç çuvalının içinden sadece pirinç çıkmaz. 

1/13/2017

2011 yılında vizyona giren Çalgı Çengi filminin devam filmi olan Çalgı Çengi İkimiz vizyona girdi. Selçuk Aydemir' in yazıp yönettiği filmde, Ahmet Kural ve Murat Cemcir yine başroldeler.

Müzisyen olan Salih( Murat Cemcir) ve Gürkan( Ahmet Kural) birinci filmde mafyaya bulaşmışlardı. Bu filmde mafyadan çıkmak için uğraşıyorlar. Mafyanın moral ekibi olarak düğünlerde şarkıcılık yapıyorlar. Salih' in sevdiği kızla evlenebilmesi için mafyadan çıkmak istiyorlar. '' Mafyadan çıkmak ne kadar zor olabilir ki'' sorusunu sorup, cevabını film boyunca alıyorlar. Mafya lideri İsmet Abi         (Ayhan Taş) son bir görev veriyor onlara. Bir nikah memurunu ( Burak Satıbol) kaçıracaklar.  Bu görevi başarırlarsa mafyadan çıkabilecekler. Film gayet eğlenceli ve tempolu. Çok güzel espriler var. Komedi filmlerinin olmazsa olmazı küfür de var bazı sahnelerde. Selçuk Aydemir' in daha önceki dizi ve filmlerine baktığımızda küfürü sevdiğini görebiliriz. Ahmet Kural ve Murat Cemcir her zamanki gibi iyi performans sergiliyorlar. Burak Satıbol ve Ayhan Taş da çok başarılılar. Ahmet Gülhan da iyiydi. Rasim Öztekin' in oyununu ve oynadığı karakteri pek sevmedim. 
Çalgı Çengi' nin ilk filmini 30.000 TL bütçeyle 6 günde çekmişlerdi. Paraları bittiği için vizyona koyamıyorlardı. Cem Yılmaz' ın desteğiyle film vizyona girebilmişti. Çalgı Çengi İkimiz filminin bütçesi ise 14 milyon TL. Neden bu kadar para harcadılar anlamak güç. Keyifli bir film. Pek çok espri olduğu için filme ikinci kez gitmek gerekebilir. İlk seferde bütün esprileri yakalamak mümkün olmuyor. 

1/10/2017

Gitmek, mümkün mü artık gitmek. Onca yollardan sonra yeniden yollara düşmek. Yeni Türkü' nün söylediği, Murathan Mungan' ın sözlerini yazdığı müthiş şarkı. Mümkün mü gitmek gerçekten? İyi kötü bir düzen kurmuşken hem de.
Yeni bir hayat kurmak için işini, yaşadığı memleketi ve kurduğu düzeni bırakıp, yenisini ve daha iyisini kurmak için adım atan insanlara hep saygı duymuşumdur. Bu insanlar hayatın akışına kendilerini bırakmak yerine, hayatlarının akışına yön veriyorlar. Cesaretle bir adım atıyorlar. İstedikleri sonucu alamasalar bile galiptir bu yolda mağlup. Bazen gitmek gerekir:  
Bizi sürekli eleştiren, bizimle yarış halinde olan ve bizi aşağı çeken arkadaşlarımızdan,.
Mutsuz olduğumuz, sürekli bizi yoran ve yıpratan, adeta posamızı çıkartan işimizden,
Kısırdöngüye girdiğimiz, nefes almamızı engelleyen, bizi sıradanlaştırıp, gerileten rutinlerimizden,
Bu gitmeleri kaçış olarak görmemek gerekir. Hayata ve kendimize sarılmak için bir adım atmaktır aslında bu. Bunu da yapabilmek için tek bir şeye ihtiyacımız var. O da cesaret.

1/06/2017

Ödül, en önemli motivasyon araçlarından biri. Evde ve iş yerinde sıkça kullanılıyor. Ödülün temel amacı, beklenen davranışların gerçekleşmesini sağlamak. Çocukların ödevlerini yapmasından, çalışanların hedeflerini tutturmasına kadar uzanan geniş bir alanda kullanılıyor.
Peki ödül o kadar masum bir uygulama mı? Dr. Özgür Bolat, '' Beni Ödülle Cezalandırma '' kitabında bir nevi ödülün karanlık yüzünü gösteriyor. Ödülün, çocuklar ve çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerini, yapılmış olan çeşitli araştırmalarla ve deneylerle ortaya koyuyor. Ödüle ulaşma çabasının ve ödül odaklı olmanın etik olmayan davranışlara yönelmeyi de beraberinde getirebileceğine dikkat çekiyor. İş yerinde adaletsiz ödül uygulamalarının çalışanları olumsuz etkilediğini, çatışmaya neden olduğunu ve hatta işten ayrılmaya kadar gittiğini söylüyor. Özellikle çocuk yetiştirmede kullanılan ödül uygulamalarının, çocukların gelişimine olumsuz etkilerini örneklerle anlatıyor. Kitaptan bazı başlıklar şöyle:
  • Ödül gerçekten işe yarar mı?
  • Ödül başarıyı ve mutluluğu nasıl etkiler?
  • Ödül performansı arttır mı?
  • Ödül öğrenmeyi nasıl etkiler?
  • Ödül etik dışı davranışlar özendirir mi?
  • Ödül ilişkileri bozar mı?
  • Ödül şirketlerin performansını düşürür mü?
  • Aileler neden ödül verir?
  • Ödül yerine ne yapmalı?
  • Koşulsuz ebeveynliğin prensipleri

12/30/2016

Bir yıl daha bitiyor. Ama biten 2016 yılı pek çok kişi tarafından iyi hatırlanmayacak bir yıl oldu. Patlamalar, ölümler, savaşlar, her güne yeni bir felaketle uyanmak 2016 yılında artık neredeyse olağan hale  geldi. 
Çocuk tacizleri, sokaktaki kadınlara saldırma, şiddet vs. liste uzadıkça uzuyor. Kutuplaşmanın iyice derinleşmesi, vicdan kavramını yitirmiş, doğruluk ve dürüstlükle ilgisi olmayan insanlarla da sık sık karşılaşmamız 2016' nın alameti farikalarından. Hain darbe girişimi, devleti örümcek ağı gibi sarıp, ele geçirmek isteyen adi bir yapılanma vs. vs. Ne çektirdin be 2016. Süt kardeşler filminde Şener Şen' in Kemal Sunal' a dediği gibi, seni hiç sevmedim 2016. 2017 umarım sadece tarih değişimi değil, aynı zamanda talih değişimi de olur hepimiz için. Bir çocuk tarafından sürekli rahatsız edilen bir temizlik işçisi vardı. Oğlum bak git diyordu çocuğa temizlik işçisi. Sonunda çocuğun kafasına süpürgesiyle vurmuştu. Ben de diyorum ki, 2016 oğlum bak git. 
2017 herkes için umut dolu, huzurlu ve mutlu bir yıl olsun.

12/22/2016

Milli futbolcu Burak Yılmaz' ın , İETT şoförüyle kavga görüntüleri medyaya yansıdı. Görüntülerde, aracı otobüs durağında bulunan Burak Yılmaz yanından geçen otobüsün camına vuruyor. Sürücü de ne var lan artist diyor. Burak Yılmaz da sürücüye benimle lanlı konuşma lan diyor ve otobüse biniyor.
Daha sonra sürücü sopasını çıkarınca Burak Yılmaz' ı otobüsten indiriyorlar. Ama bir türlü sakinleştiremiyorlar sinirlikareküp Burak' ı. ( kareküp tabiri sevgili Mimikliböceğe aittir). Doğru ya ona nasıl lan derler. O da babası yaşında olduğunu söylediği sürücüye hem oğlum hem de lan diyor ama olsun. Yıldızımızın o kadar farkı olsun. O alışıktır çünkü yeşil sahalardaki ayrıcalığa. Oynadığı büyük kulüplerin gölgesinde, hakemlerin destekleriyle gariban Anadolu takımlarından puan almaya. Yine bir gariban bulmuş ona saldırıyor. Senin otobüs şoförüyle ne işin olur? Sesini çıkartmasan  o sürücü İstanbul' un çılgın trafiğinde direksiyon salladığı maaşlı hayatına dönecek. Sense lüks arabana binip milyon Euroluk dünyana gideceksin. Ama yok hazmedemiyor. Ona nasıl yanlış hareketlerde bulunuluyor, onu tanımıyorlar mı yoksa? İşin ilginç tarafı görüntüler ortaya çıkmadan önce, olayla ilgili soru soran gazetecilere, böyle bir olay olmadığını söylemişti Burak Yılmaz. Bir diğer gariplik de yılda 8 milyon Euro aldığı Çin' in Beijing takımıyla ilgili. Bu kavgada yaralansa, ayağı kırılsa vb. ne diyecek kulübüne? Kendisine bu kadar büyük yatırım yapan kulübüne, bana lan dedi ondan kavga ettim mi diyecek? Neresinden tutsanız elinizde kalıyor.
Atatürk yıllar önce ne güzel söylemiş: '' Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim ''.

12/19/2016

Yaşam Kitabı, davranış bilimleri uzmanı Aşkım Kapışmak tarafından yazılan hayata dair aforizmaları içeren bir kitap. Kitabın kapağında Albert Camus' un o güzel sözü bizi karşılıyor: '' Yaşam tüm seçimlerimizin bir toplamıdır''. Aslında kitap, kapağında hayatımızın güzel bir özetini yapıyor.

Kitapta, neredeyse hepimizin başında olan, çözemediğimiz, bizi yoran ve yıpratan konular hakkında Aşkım Kapışmak' ın tespitleri ve önerileri yer alıyor. Diğer kişisel gelişim kitaplarına göre çok daha somut ve bizden çözümler öneriyor. Kendine iyi bak diyor, hayattan zevk al, çevrene ve insanlara faydalı ol diyor. Umutsuzluğa kapılma, perde bugün kapansa da unutma ertesi gün tekrar açılacak diyor. Aşkım Kapışmak popüler biri. Ama bu onu ticari üretim yapan birine dönüştürmemiş. İnsanlara gerçekten yardımcı olmaya çalışıyor hissi veriyor. Seminerine katıldığımda da aynı şeyi hissetmiştim. Seminerin sonlarına yaklaştığında katılımcılar yorulmaya başlamıştı. Seminerini kısa kesebilirdi çünkü parasını almıştı. Ama o biraz daha sabredin dedi bazı önemli konular var onları da anlatayım öyle bitireyim demişti. Kitapta öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
  • Sevgide ölçüyü aşma
  • Övenle söven aynıdır
  • Evde mutlu olmayan elde mutlu olamaz
  • Kötü geçmişin tek ilacı unutmaktır
  • Başkaları için iyi olman, onların çıkarına uymana bağlıdır
  • Kendini yenen başkalarını zaten yenmiştir
  • Beklentinin, şimdinin önüne geçmesine izin verme
  • Kimse kurtarıcı değil, sen de kimsenin kurtarıcısı değilsin
  • Kavgadan uzak dur, ama yeri geldiğinde haddini bildirmekten çekinme
  • Mutluluk varış noktası değildir
  • Kendi hayatının oyununu kendin kur
  • Bazen vazgeçebilmelisin de
  • İstediğin kadar varsın aslında
  • Delicesine istediğin ne varsa gün gelecek eskiyecek
  • Dost iyi günde de kötü günde de yanında olmalı, kötü gün dostu diye bir şey yoktur
  • Geçmişiyle yüzleşebildiği sürece insan hayatla ve kendiyle barışıktır
  • Tercihli yalnızlıkların olsun hayatta

12/13/2016

Cem Yılmaz' ın Doritos cips reklamı vardı. Taklit Doritos cips üretimi yapan tesisi polis basıyordu. İşin başındaki Cem Yılmaz polis arabasına götürülürken fenomen olan şu cümleyi söylüyordu: ''Eğitim şart ''. Çok doğru eğitim şart.
Mümkün olduğunca çok insanın eğitim seviyesini yükseltmesi gerekiyor. Okuma yazma bilmekten bahsetmiyorum. Yüksek okul hatta üniversiteli insan sayısının artması gerektiğini söylüyorum. Ülkemizdeki üniversite sayısı 193. Dolayısıyla yüksek öğrenim gören insan sayısı artıyor. Buraya kadar her şey güzel.
Eğitimli İnsanlardan Beklentimiz Ne?
Eğitimli insanların, eğitim aldıkları konuda bilgili ve donanımlı olmalarını bekliyoruz. Ayrıca eğitim aldıkları konu haricinde de kendilerini yetiştirmelerini bekliyoruz. Sosyal, iyi iletişimi olan, gelişime açık, başka fikirlere saygılı, aklı başında insanlar olmalarını umuyoruz. Televizyon ekranlarında, isimlerinin önünde profesör etiketi bulunan insanların konuşmalarına baktığımızda ya da çevremizde bulunan üniversite mezunu insanların davranışlarını gördüğümüzde hayal kırıklığına uğruyoruz. Pek çoğu ideoloji batağına saplanmış, objektiflikten uzak, ön yargılı, şiddet eğilimli, karşısındakine saygısı olmayan insanlar. Cahil diye yaftaladıkları insanların reflekslerini gösteriyorlar. Dolayısıyla da '' Okumuş cahil '' oluyorlar. Bir de üstüne ukala oluyorlar ve insanları küçümsüyorlar. Herhangi bir konuda görüş belirtmek için ait oldukları grubun genel görüşüne uygun ezbere yorumlar yapıyorlar. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyemiyorlar. Tabi ki bu tür şeyleri üniversitede derslerde öğretmiyorlar. Ama üniversite görmüş insan kendisini biraz yetiştirmeli. Ufkunu açmalı.

12/10/2016

Şener Şen, Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan. Komedi denince aklımıza gelen 3 önemli isim. Şöhretlerini ve popülerliklerini yaptıkları komedi işleri sayesinde kazandılar. Komedi sayesinde sevildiler. Ama üzülerek görüyoruz ki komedi filmi yapmıyorlar. Komediden uzak durmaya çalışıyorlar. Belki de komedi yerine dram filmleri yaparlarsa daha çok saygınlık elde edeceklerini düşünüyorlardır. 

Şener Şen 
Türk sinemasının en önemli yapı taşlarından. Komedinin hakkını veren çok büyük bir oyuncu. Nadiren film çekiyor. Sinema yazarı Burak Göral' ın dediği gibi, onu izleyebilmemiz için Yavuz Turgul' un film çekmesi gerekiyor. Yavuz Turgul zaten komedi filmi çekmiyor. Şener Şen' in son 3 filmi şöyle. Av Mevsimi(2010), Kabadayı(2007), Gönül Yarası (2004). Hiç biri komedi değil. 1996 yapımı Eşkiya filmi de yine Yavuz Turgul imzalı ve komedi değil. Türkiye' nin en komik adamlarından birini ısrarla dram filmlerinde oynatmak çok garip. Kendisinin komedi filmi oynamak için bir talebinin olmaması da garip. Geçtiğimiz günlerde Yavuz Turgul ve Cem Yılmaz' la birlikte bir yemek çıkışında görüntülendi. Eyvah dedim yine bir dram filmi geliyor.
Cem Yılmaz
Cem Yılmaz' ın stand up gösterilerini 3 defa canlı izlemiş, tüm dvd lerini ve filmlerini seyretmiş biri olarak onu çok komik buluyorum. Yüksek zeka barındıran esprileriyle son yıllara komedi alanında damga vurmuş biri. Ama onun da çizgisine baktığımızda sinemasının sahne gösterilerindeki güldüren tarzdan farklı bir yöne gittiği görülüyor. Son filmi Ali Baba ve 7 Cüceler haricinde kalan filmleri oldukça güzel. Ama filmleri komik değil. Seyircinin komik film beklentisini karşılamaması filmlerinin gişesine de yansıyor. Cem Yılmaz ismi olmasa o gişe rakamlarını bile yakalayabilir miydi emin değilim. Kendi komedi çıtasına yaklaşamıyor. Aslında komedi çıtasını o kadar yükseğe koyan da o. Tüm zamanların en iyi basketbol oyuncusu Michael Jordan' ın performansına uzun yıllar kimse yaklaşamayınca, performansını önceki yıllarıyla kıyaslamaya başlamışlardı. Yani kendisiyle kıyaslıyorlardı onu. Cem Yılmaz' ın durumu da bu. Her yeni filmine komik mi acaba diye gidenler hayal kırıklığına uğruyorlar. Takıntı şekline dönüşen bazı klişeleri ve filmlerinde küfürü ısrarlı bir şekilde kullanması da olumsuz diğer yönleri. Küfür misyoneri olmuş adeta. Önce küfürleri yazıp üstüne senaryo yazıyormuş gibi, olduk olmadık yerlerde küfür kullanıyor. Av mevsimi filminde de Şener Şen' le beraber güldürmüyorlardı. Son filmi olan Ali Baba ve 7 Cüceler filminde aksiyona merak saldığını gördük.
Yılmaz Erdoğan
Yılmaz Erdoğan da Bir Demet Tiyatro dizisiyle uzun yıllar komedi yaptı. Zeka dolu diyalogları ve esprileriyle oldukça beğenilen Yılmaz Erdoğan, hem oyuncu hem senaryo yazarı hem de yönetmen olarak sinemaya adım attı. Onun yönü de drama doğru döndü. Eskiden güldürürken düşündürürdü. Şimdilerde ise hiç güldürmüyor. Son filmi Ekşi Elmalar ile bir önceki filmi Kelebeğin Rüyası filmleri tamamen dram. Komediden eser yok. Russell Crowe ve Cem Yılmaz' la oynadığı Son Umut filmi de komedi değildi. Ondan önce kendi yazıp yönettiği Neşeli Hayat' ta neşeli değildi.
Tabi ki üçü de güzel filmler yapıyorlar. Ama komediyi çok iyi yapabilecek bu insanlar komedi yapmayınca, piyasa belden aşağı esprilerle ve küfürlerle dolu abuk subuk filmlere kalıyor. Şener Şen, Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan' a sormak istiyorum. Bu komedi filmleri ne etti size?

12/07/2016

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
Haydar Çolakoğlu teb genel müdür
haydar çolakoğlu kimdir
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!