6/23/2017

Ayşe Balıbey Tanıl' ın astrolojik komedi kitabı olan Her Şeyin Başı Merkür, gazetecilik bölümünü 2. likle bitiren Elif Akay' ın, işe giriş ve çalışma maceralarını komik bir dille anlatıyor. Ortadoğu muhabiri olma hayali kuran Elif, kendisini Astroloji köşesi yazarken buluyor. Hem de astrolojiyle hiç ilgisi yokken.
Kitap her ne kadar astrolojik komedi kitabı olsa da beyaz yakalıları ve plaza dünyasını da anlatıyor. Oradaki yapay ilişkileri, ayak oyunlarını, patron ve yönetici davranışlarını oldukça eğlenceli bir şekilde dile getiriyor. İş yeri dışındaki diğer kahramanlar da oldukça eğlenceli. Elif' in annesi, mahalle bakkalı Arif ve kapıcı Serdar kitaba renk katıyor. Feridun karakterine ise her iş yerinde rastlamak mümkün. Yazarın yaptığı benzetmeler ve göndermeler genel kültürünün de ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Kelime şakalarının bolca olduğu kitabı dikkatli okumak gerekiyor esprileri kaçırmamak için . Kitabın dili çok akıcı ve su gibi akıp gidiyor. Kitabın kapağında ''Okuduğunda iyi hissedeceksin'' yazıyor ve insan okuyunca iyi hissediyor. Ayrıca bana, yeni kitap ne zaman çıkacak acaba hissi de geldi.     
  • Tuğçe ve Funda, Uhud savaşında mevzilerini terk eden okçular gibi mesai bitmeden yarım saat önce çıktıkları için yoklar.   
  • Rica mı? Arzdır o, rica olsa duramazsın diyesim geliyor.  
  • Saçlarını arkaya atarak, beni ''nışanlım'' alıyor, hiç bilemiyorum diyor kenafir gözlü Meral. Yukarıda yazım hatası yok. Kız baya ''nışanlım'' dedi ı'yla. Belli ki büyük ünlü uyumuna gönül vermiş bir kardeşimiz.
Kitabın yazarı Ayşe Balıbey Tanıl bir avukat. Kurumsal bir şirkette avukatlık yaparken istifa ediyor. Bir yandan senaryo ve metin yazarlığı yaparken bir yandan da özel bir vakıf üniversitesinin hukuk bölümünde öğretim üyeliği yapıyor. Senaryosunu yazdığı filmler, Şükrü Özyıldız ve Hande Doğandemir' in oynadığı '' Her Şey Aşktan'' ile Ali Atay ve Aslı Enver' in oynadığı '' Mutlu Ol Yeter''. Kitap Doğan Novus yayınlarından çıkmış ve 200 sayfa.

6/12/2017

Yalan söylemek, her ne kadar kabul görmeyen bir davranış olsa da hayatın bir gerçeği. İnsanlar zor durumda kaldıklarında ya da fayda sağlamak istedikleri bazı durumlarda yalana başvururlar. Bir de kendimize söylediğimiz yalanlar vardır. Aslında kendimize yalan söylemek ve bu yalana inanmak bir çeşit savunma mekanizması.
Kendimizi rahatlatmak ve acı çekmemek için bulduğumuz bir yöntem. Geçici olarak fayda sağlasa da kendimizi doğru olmayan bir şeye ikna etmek bize yarardan çok zarar getirir. Yanlış bir şey yapıyorsak bunu düzeltme imkanını ortadan kaldırır. Çünkü yanlışı düzeltmek için önce yapılanın yanlış olduğunu kabul etmek gerekir. Kendimize yalan söylemek, aynı zamanda başarılı olmanın önündeki engellerden de biridir. Paul Coelho' nun dediği gibi, '' Eğer başarılı olmak istiyorsan bir kurala uymak zorundasın: Asla kendine yalan söyleme''.
Gerçek İlizyonu
Sürekli aynı yalanı söylemek veya duymak, bir süre sonra o yalana inanmamızı sağlıyor. Bu duruma gerçek ilizyonu deniyor. Israrla söylenen yalanlarla karşılaşırız. Siyasetçilerin propagandalarında ya da bazı televizyon programlarında ısrarla doğru olmayan şeylerin söylendiğini görürüz. Biz de şaşırırız. Doğru olmadığı halde nasıl söylemeye devam ederler deriz. Bu davranışın sebebi, bir süre sonra insanların bir kısmının buna inanacağını bilmeleri. Onların gerçekle işi yok. İnsanları bir şekilde ikna edip amaçlarına ulaşmak için böyle davranırlar.
Mitomani
Çok daha ileri bir aşama olan Mitomani, kişilerin kendi söyledikleri yalana inanma hastalığıdır. Bu durum artık bir hastalık haline gelmiştir. Bu tür insanlar hatalarını örtmek için sürekli yalana başvurular ve söyledikleri yalanlara kendileri de inanmaya başlarlar. Yalan söylemek onlar için olağan bir davranış haline gelmiştir.

6/09/2017

Bankacılıkta bir tabir vardır. ''Stop loss'' yani kaybı durdur. Zarar etmeye devam eden varlıkların ya da işlerin, geçmişte kaybedilen paraya bakılmadan elden çıkartılması anlamına geliyor. Zararın neresinden dönerseniz kardır da denilebilir bu duruma.
Burada amaç, geçmişteki yapılmış olan harcamaları ve zararları kurtarmaya çalışmak yerine, bu yatırımları elden çıkartıp zararın büyümesini engellemektir.
Her Alanda Kaybı Durdur
Bu durumu hayatımızın her alanından uygulayabiliriz aslında. Geçmişte verdiğimiz emeklere ve çabalara aldırmadan kaybı durdurmamız gerekir. İş hayatında da olabilir bu karar, özel hayatımızda da. Yıllarca çalıştığımız ve çok emek harcadığımızı düşündüğümüz iş yerimizde, beklediğimiz koşullarda çalışamıyorsak, stres ve mutsuzluk sağlığımızı etkileyecek boyuta gelmeye başlamışsa o işi bırakarak kaybı durdurmamız gerekir. Arkadaşlarımız arasında bizi yıpratan. sürekli tenkit eden ve devamlı çatışma yaratıp mutsuz edenler varsa, ne kadar eski olduklarına ve geçmişte yaşadıklarımıza bakmadan ilişkiyi kesmek ve kaybı durdurmak gerekir. Kolay mı? Tabi ki kolay değil. Ama bunu yapabilirsek, ne kadar doğru karar verdiğimizi uygulamaya geçtiğimizde anlayabiliriz.

6/01/2017

Gilindire Mağarası, Mersin' in Aydıncık ilçesinin 9 km doğusunda bulunan Gemi Durağı mevkisinde yer alıyor. Bu görkemli mağara 1999 yılında bir çoban tarafından tesadüfen bulunuyor ve yapılan çalışmalardan sonra 2014 yılında ziyarete açılıyor. 
Giriş ağzı, deniz seviyesinden 46 m yükseklikte olan mağara Buzul Döneme ait izler taşımaktadır. Gilindire Mağarası, 107 hektarlık alana, 555 m yatay uzunluğa ve 46 m derinliğe sahiptir. Mağaranın içi, sarkıt dikit, sütun, duvar ve perde damlataşları, akma taşlar ve mağara iğnesi gibi her türden damlataş oluşumları ile kaplıdır. Mağaranın keşif hikayesi oldukça ilginç. Keçilerini otlatmakta olan bir çoban, güneşten korunmak için bir yer ararken bir kirpi görüyor. Kirpi çalılıkların arasından geçip kayalıkların arasında kayboluyor. Kirpinin peşinden giden çoban, ancak bir insanın geçebileceği kaya deliğinden geçerek mağaraya adım atıyor ve bu muhteşem mağarayı keşfediyor. Mağaranın en sonunda bir göl yer alıyor. Akıntı olmaması nedeniyle yansıma yaptığı için Aynalıgöl olarak da adlandırılıyor mağara. Denizle aynı seviyede bulunan gölün bir diğer özelliği de ilk 10 metresinin tatlı su, daha sonrasının tuzlu su olması. Gölün genişliği 30 m, uzunluğu 140 m, tavan yüksekliği 40 m ve derinliği 47 metre. Pek çok oda ve salon bulunan mağaranın içerisinde bambaşka bir dünya var. İçerisi sıcak ve aşağıya indikçe nem artıyor. O yüzden dinlene dinlene inip çıkmakta fayda var. Anlatılmaz yaşanır deyip aşağıya doğru yolculuğa başlayalım. 























5/27/2017

Pek çoğumuz başarılı insanlara hayranlık duyarız ve onlara özeniriz. Hayatları boyunca başarılı olduklarını, ellerini hangi işe atsalar üstesinden geldiklerini düşünürüz. Sporda, sanatta, iş dünyasında öne çıkmış insanlar için her şeyin yolunda gittiğine inanırız. '' Bazen Olmaz'' kitabı durumun tam da böyle olmadığını anlatıyor. 
Daha doğrusu çok başarılı olmuş insanlar kendi başarısızlık hikayelerini anlatıyorlar. Cem Yılmaz, Ali Sabancı, Arda Turan, Cem Boyner, Abdulkadir Konukoğlu, Hanzade Doğan Boyner, Hüsnü Özyeğin, Muhtar Kent, Mustafa Denizli ve Zeynep Bodur Okyay nasıl başarısız olduklarını açıkça dile getiriyorlar. Kaçırdıkları fırsatlar, attıkları yanlış adımlar, bu adımları atarken neler düşündükleri, yaşadıkları sıkıntılar. Hepsinin ortak yönü başarısız olduktan sonra vazgeçmemeleri, başarısızlıklarından ders almaları ve çok çalışmaları. Kitap bir yandan da başarısızlık nasıl başarıya çevrilir kitabı. Kitaptan bazı anektodlar şöyle:
Muhtar Kent
  • Karar verememek muhakkak başarısızlığa itiyor. Ben hayatım boyunca hep karar vermişimdir.
  • Rüzgarı daima yaratmak durumundasınız. Her sabah, her gün baştan yaratmak durumundasınız. Yoksa çok çabuk duruyor. Üstelik zamanla yarışarak yapacaksınız bunun.
  • Göz göre göre Uber' e yatırımcı olma fırsatını kaçırdım. Hatalı bir karardı.
Ali Sabancı
  • Hata yaptığın zaman soru şu.: Başarısız olduğunda sen bundan ne öğrendin. Bir şey öğrenmediysen çok pahalı bir başarısızlık bu.
  • Dünyanın derdi bitmez. Her şeyi sen çözemezsin. Muhakkak dengeli bir hayat yaşaman lazım.
  • Sabancı' dayken 25 milyon dolar batırdım.
Zeynep Bodur Okyay
  • Gücünüzün sınırını ve neyi nasıl yapabildiğinizi anlıyorsunuz. Sürekli baştan başlamayı, vazgeçmemeyi öğreniyorsunuz.
  • Hırsınız aklınızın önüne geçmemeli.
  • Rusya' da 25 milyon dolar kaybettik.
Hüsnü Özyeğin
  • Başarısızlıktan öğrenilecek şeyler, başarıdan öğrenileceklerden fazladır. 
  • Kendi fikrinize aşık olmayacaksınız hayatta. Hatta tecrübe kazandıkça işin içinde artık kendi fikriniz bile olmayacak. Sizin fikriniz sonunda olacak, başında değil.
  • Turkcell çok acı bir hatıra. Murat Vargı Turkcell' i ilk bana önerdi. Ama ben bu fikri Mehmet Emin Karamehmet' e yönlendirdim. Murat' la Mehmet ilk defa böyle tanıştılar.
Abdulkadir Konukoğlu
  • Kazanırken kazanıyorsun, kaybederken de kaybedeceksin. Ne üzüleceksin ne de sevineceksin.
  • Benim idareciliğimde küsme yok. Şimdi ben sizinle küstüm, öbürüyle küstüm, berikiyle küstüm, peki kiminle çalışacağım? İdarecilikte küsme olmaz, ticarette de olmaz.
  • Ne kadar kaybettiğimizi söylemeyeyim. Sizin hayal edemeyeceğiniz rakamlar.

5/17/2017

Zaman nasıl da hızla akıp gidiyor değil mi? Teoman' ın Paramparça şarkısında söylediği gibi. '' Nasıl oluyor, vakit bir türlü geçmezken yıllar hayatlar geçiyor ''. Bir bakmışız elimizde sadece keşkeler kalmış.
Yapacaklarımızı, hayallerimizi planlamaktan ve anlatmaktan bir türlü icraat aşamasına geçemiyoruz. Uygun zamanı kolluyoruz. Koşulların oluşmasını bekliyoruz. O ilk adımı bir türlü atamıyoruz. Bu arada anlatmaya devam ediyoruz. Fransız filozof ve yazar Jean Jacques Rousseau' nun sözünü haklı çıkartıyoruz. ''Yapabilenler yapar, yapamayanlar nasıl yapılacağını anlatır''. İlk adımı atamadığımız için bahaneler bulmaya başlıyoruz. Üşeniyoruz, erteliyoruz, vazgeçiyoruz. Ama ne demişler; Üşenme, Erteleme, Vazgeçme. Spora başlamak istiyorsak neden başlangıç olarak ileri bir tarihi seçiyoruz. Hemen ayağa kalkarak uygulamaya geçebiliriz mesela. Yorgun olduğumuzu, birazdan başlayacak diziyi  ya da maçı bahane etmeden kalkıp ilk adımı atabiliriz. Yurt dışına tatile gitmek mi istiyoruz? Süresi dolmuş pasaportumuzu yenileyerek ilk adımı atabiliriz. Bütçemiz yok, tatil zamanı belli değil gibi bahaneler geride kalır ve tatile odaklanabiliriz. Güzel hayallerimiz, şahane planlarımız olabilir. Ama bunları gerçekleştirmek için hareket etmediğimiz sürece hiç biri gerçekleşmeyecek. İstemediğimiz hayatları yaşayan insanlara dönüşeceğiz böylece. Sonra da keşke diyeceğiz.
Platon bir gün, ülkenin en büyük bilgesinin yanına gider. Bilge onu karşılar ve oturup sohbet etmeye başlarlar. Platon bilgeye döner ve sen bu ülkenin en bilge kişisisin. Sen hayata dair her şeyi bilirsin. Bana öyle bir anahtar ver ki bütün kapıları açmamı sağlasın. Bilge Platon' a döner ve ama bu yükü taşıyabileceğinden emin misin diye sorar. Evet der Platon lütfen bana bu sırrı ver. Bunu bilmek sana çok büyük bir sorumluluk yükleyecek der bilge. Eğer bu sırrı bildikten sonra uygulayamazsan, o zaman sır seni yavaş yavaş ölüme götürecek. Eğer kullanmazsan sır senin başına bela olacak. Bunun için hazır mısın? Evet der Platon, bu sırrı taşımaya hazırım. O halde yaklaş yanıma, sana dünyanın en büyük sırrını veriyorum der ve sırrı açıklar bilge. Platon şaşkındı. Ama bu çok basit der. Bilge, o sözünü bitirmeden sırrı haykırdı yüksek sesle: '' YAP ''. Soru yok, yorum yok, endişe yok. Yalnızca yap diye haykırdı. Sana dünyanın kapılarını açacak olan sır budur işte. Eğer muhteşem bir yaşam istiyorsan git ve yap.

5/08/2017

Yap İşlet Devret modeli, özellikle 1980 yılından sonra devreye giren bir yatırım modelidir. Buna göre, alt yapı yatırımını özel sektör üstleniyor. Yatırım tamamlanınca özel sektör bir süre projeyi işletiyor ve süre bitiminde devlete çalışır şekilde devrediyor.
Bu süre içerisinde devlet üretilen mal ve hizmeti belli bir fiyattan almayı garanti ediyor. Yap İşlet Devret modelinin devlet açısından avantajı, devletin bütçe açığının ve kamu borç stokunun artmasını engellemesi. Yap İşlet Devret modelinin özel sektör için avantajı, beklenen gelire ulaşılamazsa aradaki farkı devletin karşılaması. Ayrıca devlet özel sektörün alacağı krediye garanti veriyor. Yani özel sektör bulduğu krediyi ödeyemezse devlet kefil olarak ödüyor. Bu da kredinin bulunmasını kolaylaştırıyor. Yap İşlet Devret modeli yatırımlarda yapılacak hesapların ve belirlenen hedeflerin doğru olması çok önemli. Gerçekleşmesi çok zor olan taahhütlerin verilmesi sonucunda, alınan hizmetin bedelinin hazine tarafından ödenmesi riski ortaya çıkıyor. Bu da yatırımların bu hizmetleri kullanmayacak olanlar tarafından ödenmesi anlamına geliyor. Son yıllarda öne çıkan Yap İşlet Devret modeli yatırımlar şöyle:
Osmangazi Köprüsü
1 milyar dolar civarında bir yatırım maliyeti var. 22 yıl boyunca araç geçiş garantisi verildi. Günlük 40 bin araç geçiş garantisi verilen köprüden, günlük ortalama 12 bin civarı araç geçiyor. 35 $ + KDV olarak belirlenen fiyatlar önce 89 TL' ye daha sonra da 65 TL' ye düşürüldü. Aynı hatta feribot taşımacılığı yapan İDO da fiyatlarında % 26 indirim yaptı. İDO 861 milyon $ bedelle Tepe- Akfen- Sera Ortak Giriş Grubuna özelleştirme sonucu verilmişti. Bu grup fiyat konusunu tahkime götürme kararı aldı. Çünkü onlara köprü geçiş ücretinin 42 $ olacağı söylenmiş ve şu an fiyatlar 16 $. Yani devletin iki yatırımı biri birine rakip olmuş durumda. 
Yavuz Sultan Selim Köprüsü
Köprü, otoyollarıyla beraber 3 milyar dolara mal oldu. Günlük 135 bin araç geçiş garantisi verildi. Ancak günlük 25 bin araç geçiş yapıyor. Garanti süresi 10 yıl 2 ay 20 gün. Projenin maliyeti 8,5 milyar TL. Geçiş ücreti otomobil için, 3 $ + KDV. 1 Ocak tarihindeki dolar kurundan hesaplanıp 1 yıl boyunca geçerli oluyor. Bu köprünün kullanımını arttırmak için ağır tonajlı araçların ikinci köprüyü kullanması yasaklandı. 
Avrasya Tüneli
1 milyar 245 milyon dolara mal oldu. İşletme süresi 24 yıl 5 ay. Geçiş ücreti, binek araçlarda 4 $+ KDV, minibüslerde 6 $ + KDV. Tünel geçiş ücretleri her yıl ABD Tüketici Fiyat Endeksine uygun olarak artacak. Günlük araç geçiş garantisi 68.500. Ortalama geçen araç sayısı 30 bin.
Zafer Bölgesel Havalimanı
Kütahya- Afyon- Uşak illerinin ortak kullanımı için yapılan Zafer Havalimanı, yapıldığı tarihte Türkiye' nin 4. büyük havalimanı olmuştur. 155 milyon TL' ye mal olan havalimanı, 2044 yılına kadar yatırımcı firma tarafından işletilecektir. Yılda 850 bin yolcu garantisine rağmen, gerçekleşme oranı % 4 oldu. Arada kalan fark hazine tarafından ödeniyor.
Daha sırada 22 milyar € yatırım yapılacak olan 3. havalimanı ve 20 milyar $ yatırım yapılması planlanan Kanal İstanbul projeleri var. Yapılan projeler elbette güzel. Ama, Dubai gibi dünyanın en büyük ve en görkemli projelerini yapmak istediğinizde bunlar da haliyle dünyanın en pahalı projeleri oluyor. Bu rakamları karşılayabilmek için geçiş ücretleri yüksek oluyor. Ücretler yüksek olunca kullanım az oluyor. Zaman içerisinde kullanım oranları artacak olsa bile taahhüt edilen rakamlara ulaşılıncaya kadar devletin bir kaybı ortaya çıkıyor. Ödemesi de projeleri kullananlarla birlikte kullanmayanlar tarafından, yani tüm halk tarafından yapılıyor.

5/04/2017

16 Nisan 2017' de yapılan referandum sonuçlarına göre öyle ya da böyle Cumhurbaşkanlığı sistemi kabul edildi. % 51,4 Evet, % 48,6 Hayır şeklinde çıkan sonuçlar biri birine çok yakın olsa da Evet cephesi seçimde istediği sonuca ulaştı.
Kazanan AKP cephesinde başarısızlık algısı mevcutken, Hayır cephesinin öncü partisi CHP' de yüzler gülüyor. Hayır oyunun tamamının kendi oyları olduğunu sanıyorlar galiba. 
AKP
AKP beklediği oranda oy alamayınca hemen hareket geçti. Kabine değişikliğinden, parti teşkilatlarının yenilenmesine kadar hızlı bir aksiyon planı hazırladılar. Hedef 2019 yılındaki yerel seçimler, genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine güçlü bir şekilde katılmak.
MHP
Tayyip Erdoğan' a başkanlık yolunu açan MHP kurmayları hayatlarından memnun. Ama parti tabanında büyük bir huzursuzluk var. MHP, 2019 seçimlerinde Tayyip Erdoğan' ı mı destekleyecek, kendi adayını mı çıkartacak belli değil. Partide herhangi bir hareketlilik görülmüyor.
HDP
HDP her ne kadar oy kaybetse de belli bir oranda blok oyları var ve diğer partilerin iştahını kabartıyorlar. Parti yöneticileri tutuklu olduğu için bu referandumda aktif rol alamadılar. 2019' da çok daha belirleyici olacaklardır. 
CHP Ne Yapıyor?
''Delilik: aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir'' diyor Einstein. CHP, Einstein' in sözünü haklı çıkarırcasına yine aynı şeyleri yapıyor.  Girdiği 8. seçimi de kaybeden Kılıçdaroğlu hala koltuğunda oturmaya devam ediyor. CHP' de koltuğu bırakmak için başarısız olmak gibi bir kriter yok. Deniz Baykal döneminde de bu böyleydi. Referandum sonrasına CHP' li vekillerin Kürt seçmeni yanlarına çekmek için faaliyetlere başladığını görüyoruz. Hesapları şöyle: Yüzde 48,6 Hayır oyu var. MHP, AKP' nin tarafında, HDP oylarının ve AKP' ye oy veren Kürt seçmeninin oylarının bir kısmının CHP tarafına geçmesini sağlarsak Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olamaz. Tuncay Özkan, Selahattin Demirtaş' ı ceza evinde ziyaret ediyor ve şu tweeti paylaşıyor: 
Fikri Sağlar Kars, Ardahan, Iğdır, Hakkari ve Van' a gittiğini ve oradaki insanların neden CHP' nin buralardan çekildiğini sorduğunu söylüyor. Oysa kendisi Mersinli ve Mersin milletvekili. Belediye seçimini Mersin' de MHP kazandı. Kendi memleketinin seçmenini ikna edememişken başka illerle uğraşıyor. Geçmiş yıllarda Kürt seçmen CHP ve SHP' ye oy veriyordu çünkü Kürt partisi yoktu. Daha sonra bu oylar DEP, HDP gibi partilere gitmeye başladı. İkinci tercihleri ise AKP oldu. Kürt milliyetçiliği ve muhafazakarlık vaat eden partilere oy verdiler. Ayrıca CHP ne zaman Kürt seçmeni ikna etmek için vaatlerde bulunsa Kürt olmayan bir kısım seçmen CHP' den uzaklaşıyor ve sandığa gitmiyor. 
Deniz Baykal Sorunsalı
Kurt puslu havayı sever misali Deniz Baykal yine ortaya çıktı. CHP' ye yol haritası sunuyor. Ayrıca Abdullah Gül ismini ortaya getirdi. Sanıyor ki Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan' a bayrak açacak ve meydanlara çıkacak. İşin komik tarafı Baykal, Abdullah Gül' ün Cumhurbaşkanı olmaması için çok uğraşmıştı. Şimdi kurtarıcı olarak onun adaylığına destek veriyor. Bu arada Baykal' a, sen Cumhurbaşkanı adayımız ol deseler, 2019 yılında 81 yaşında olacağını hesaba katmadan hemen kabul edecek. Yani CHP' de değişen bir şey yok. 

5/01/2017

Gün geçmiyor ki ülkemizdeki bir spor dalında yeni bir devşirme sporcu müjdesi! verilmesin. Şimdi de müjde! futboldan geldi. Suriyeli Adem Allavi Türk vatandaşı yapılarak U 14 milli takımına alındı. İsmi de Adem Metin Türk olarak değiştirildi.
Türkiye Futbol Direktörü olan Fatih Terim, alt yapılar dahil Türk sporunun gelişiminden sorumlu. Bu nedenle 5+2 yıllık uzun vadeli bir sözleşme imzalandı kendisiyle. Özellikle altyapılarda doğru organizasyon kurmak ve üst yapılara oyuncu yetiştirmek hedefleniyordu. Ama onun milli takımlardaki en çok üzerinde durduğu konu, devşirilecek oyuncular. Bu furyayı 2006 yılında Brezilyalı Marco Aurelio' yu milli takımda oynatarak başlatan Fatih Terim' in şimdiki önceliği Avrupa' da oynayan, Türk kökenli oyuncular. Çifte pasaport taşıyan oyuncuları ve ailelerini ikna etmek için bir miktar ödeme yapmak gerekiyor tabi ki. Türkçe bile konuşamayan oyuncular milli takıma dahil edildiklerinde uyum sorunu yaşıyorlar. 70 milyonluk ülkeden oyuncu yetiştiremeyip yurt dışında yetişmiş oyuncuları transfer kolaylığına kaçılıyor. 
Suriyeli Adem
Son transfer Adem Allavi' nin bu oyunculardan bir farkı var. Adem Suriyeli. Hükümetin Suriyeliler' i vatandaş yapmak istediği biliniyor. Ancak kamu oyunda vatandaşlıkla ilgili ciddi bir tepki var. Bu sırada imdatlarına sonuna kadar siyasete bulaşmış olan futbol yetişiyor. Federasyon başkanı Yıldırım Demirören' in siyaset sayesinde o koltukta oturduğu belli. O da siyasi görüşünü söylemekten çekinmiyor zaten. Fatih Terim' in de her dönem siyasete yakın olduğu biliniyor. Suriyeliler' in vatandaş olmaması için oluşturulan surda, ilk gediği futbol topuyla açtılar. 

4/18/2017

2017 referandumu sona erdi. Katılım oranının % 85,46 olduğu oylamada, evet oyları % 51,4 olurken hayır oranı % 48,6 oldu. 25 milyon 133 bin 391 kişi Evet oyu verirken, 23 milyon 785 bin 401 seçmen Hayır oyu kullandı. 
Bu referandumu önemli kılan, Türkiye' nin 94 yıldır yönetildiği parlamenter sistemin değişmesini oylaması oldu. Aslında sandığa giden halkın önemli bir bölümü için referandumun içeriğinin önemi yoktu. Cumhurbaşkanı bir şey istiyor, o ne isterse Evet derim diyenlerle, o ne isterse Hayır derim diyenlerin mücadelesi oldu. Zaten miting meydanlarında ve tv programlarında, özellikle Evet cephesi yeni sistemi anlatmaktan ziyade başka konulardan bahsetmeyi tercih etti. Önce Hayır oyu kullananların hain oldukları söylendi. Bu yaklaşım tepki görünce vazgeçildi. Daha sonra yapılan ve yapılacak olan yatırımlardan bahsedildi.
Yurtdışı Oyları
2 milyon 972 bin olan yurt dışı oylarının seçim sonuçları üzerinde önemli bir etkisi var. Bu nedenle Avrupa ülkelerindeki seçmenin milliyetçi duygularını harekete geçirmek için Hollanda ve Almanya ile suni krizler çıkartıldı ve Avrupa' nın bize karşı olduğu vurgulandı. Bu hamle sandığa Evet olarak yansıdı. Almanya' da Evet % 63,1 olurken, Hayır % 36,9 oldu. Hollanda da ise Evet 70,9, Hayır % 29,1 oldu. Bazı yurt dışı oyları ise ilginçti. Kuveyt % 23,4 Evet % 76,6 Hayır,  Azerbaycan %38,3 Evet % 61,7 Hayır, Birleşik Arap Emirlikleri % 13,3 Evet % 86,7 Hayır, Katar % 18,9 Evet % 81,1 Hayır, Umman % 24 Evet % 76 Hayır oyu verdi. Bu ülkeler, Cumhurbaşkanı' nın iyi ilişkilerinin olduğu ve başkanlık, sultanlık ya da emirlikle yönetilen ülkeler.
Büyükşehirler
Türkiye' de 30 büyük şehirden 13 ü Evet derken, 17 si Hayır dedi. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi çok uzun yıllardır AKP ve onun çizgisinde yönetilen iki büyük şehirde seçmenin Hayır demesi sürpriz oldu. Son yıllardaki seçim meydanlarında anlatılan 3. Köprü, 3. Havalimanı, Körfez Geçiş Köprüsü, Marmaray gibi büyük projeler, o bölgede yaşayıp, onu kullanabilecekler tarafından oya dönüşmedi. Orada yaşamayan ve bu yatırımlardan belki de hiç faydalanmayacak İç Anadolu ve Karadeniz seçmeni bu projelerden gurur duyarak Evet oyu verdi.
Parti Performansları
MHP' nin niye başkanlık konusunu gündeme getirdiği ve AKP' ye destek verdiği bilinmiyor. MHP tabanı da buna tepki gösterdi ve % 65' i Hayır oyu kullandı. Ama o yüzde % 35 lik Evet oranı parlamenter sistemin sonu oldu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir seçim daha kaybetmesine rağmen en başarılı performansını bu seçimde gösterdi. Sakin sakin, polemiğe girmeden Evet in sakıncalarını anlattı. Muhalefet olarak ilk kez bu kadar başarılı bir sonuç aldılar. 2019 Kasım' ında yapılacak olan yerel yönetim seçimleri için önemli bir motivasyon kazanmış oldular. Ama bu bile onun bir Loser yani sürekli kaybeden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Evet cephesinde Cumhurbaşkanı ve Başbakan tüm Türkiye' de miting yaptılar. Cumhurbaşkanı meydanlara çıkmasaydı seçim sonucunun Evet çıkması mümkün değildi. Tayyip Erdoğan' ın halk üzerinde ne kadar etkili olduğu bir kez daha görüldü. Yine de devletin tüm imkanlarını kullanmalarına rağmen çok az bir farkla kazanmaları morallerini bozdu. Cumhurbaşkanı' nın sonuçlar açıklandıktan sonra yaptığı basın toplantısındaki moral bozukluğu yüzünden okunuyordu.
YSK 
Mühürsüz oyların geçersiz sayılacağı seçim kanununda açıkça yazıyor. YSK burada yetkisi olmadığı halde inisiyatif alarak mühürsüz oyları geçerli saydı. O oyların Evet ya da Hayır olmasına bakmadan geçersiz sayılması seçimin hakkaniyetli yapılması açısından gerekliydi. Şimdi kafalarda soru işaretleri oluştu. YGS' ye bir kaç dakika geç kalan öğrencileri sınava almayıp bir senelerini heba eden görevlilerin kuralları uygulamadaki titizliğini burada göremedik. 
Subscribe to RSS Feed Follow me on Twitter!